Efkârın dumanı genzini yakıp da midene oturursa,
Pencerenden sızan ay ışığı, yüzünü değil de yalnızlığını döverse,
Ve ansızın dağılırsa göğündeki o sığınacak ağır bulutlar;
Anla ki yol bitti sevdiğim, bu hikaye burada bitmiştir,
Senin her halini ezbere bilen o adam, kendi yoluna gitmiştir.
Sana bir oda verdim, duvarları benden,
İçine yerleştin, ruhun bile duymadı.
Ben senin her sustuğuna bir anlam yüklerken,
Senin boşluğun, benim dünyama sığmadı.
Adını anmayacağım, dilim pas tutsun,
Güneşi kovalarken nice düşler vardı,
Eğlenceli geceler ruhumuzu sardı.
Seninle yakınlaşmak cennetim kadardı,
Akılda sadece o güzel günler kaldı.
Hatırlattın ne kadar değersizmiş adım,
Bir başkasının mihrabında kulken sevdim seni,
Eskimiş bir yaranın yerine koyarım sandım tenimi.
O gitti, lakin mühürlendi kalbinin o mahrem yeri;
Dolduramadım boşluğunu, bir enkazda bıraktın beni.
Gidip bir yabancı gölgeye sığındın, vaha sandın serabı,
Bir kadeh hüzün içtim ellerinden,
Zehir miydi, aşk mıydı seçemedim.
Süzüldün sessizce ruhun en derininden,
Canımdan geçtim de, bir senden geçemedim.
Her atışta kalbim seni pompaladı sağa sola,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!