Polisim bana güven vermeli,
Vatandaş dediğin polis sevmeli,
Hakka yürüyene omuz vermeli.
Polis! Sende hakka yürümelisin,
Zalimin gözünde büyümelisin.
Namerde pabuç bırakma sakın,
Kötüden uzak dur, Allah’a yakın,
Var git silahını beline takın.
Polis! Sende gücünü halktan alırsın,
Hakka sırtın dönersen, yalnız kalırsın.
Ne zulüm? Ne kıyam? Ne de ihanet!
Sende mi? Formanda mı vardır keramet,
Yanındayken buluruz ancak selamet.
Kalk git nöbetine, acımız dinsin,
Ağlayan analar gözyaşın silsin.
Teknoloji senin soyadın gibi,
Zalime attığın tokatın gibi,
Rızkına haram sokmadığın gibi.
Polisim! Aşına katma sen haram,
Bu benim ruhumda kanayan yaram.
Gece-gündüz demeden çalışıp durdun,
Beyaz zehir, tacirler… derken yoruldun,
Yine de hedefi gözünden vurdun.
Garibanı kolla, sakın ezme, ezme polisim,
Adalet dağıtan nizam terazi gibisin.
Polisim! Bayrağa sarılı rahatça uyu,
Şehitoğlu sende çabucak büyü,
Sileceksin dünyadan Yecüc - Mecüc’ü
Bende büyüyünce polis olacağım;
Şehadet şerbetine, bende doyacağım
13 Mart 2012
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta