bir İstanbul şarkısı koy şu eski gramafona
Adalardan Üsküdardan Beyoğlundan çalsın
donat şu masayı da rakıyla mezeyle
belleğimden tüm istanbul klip olup aksın
İstiklâlde gezip Nevizadede demlenmelerimiz
ILGAZ
Ilgaz;
Çocukluğumuzun şarkısı,
Yeryüzündeki cennetmizin bağı,
Yalçın kayalıkları göklere yükselen,
paylaşmaktı istediğimiz
varsıllığı ve yoksulluğu
eşit özgür kardeşçesine
oynadılar bizlerle
pay ettiler etmesine de
temmuz sıcağında bir başıma
boğaza vurmuşum
biraz yorgun biraz esrik
onüç yılın İstanbulu var serimde
sen ki onüç milyonda bir
Sporda kemik kıran çirkefi
Medyada müfteri ahlaksızı
Finansta tefeci manipülatörü
Kamuda torpili rüşvetçiyi
Eğitimde baskıyı hamaseti
Sağlıkta özelleştirmeyi yalanı
An gelir, kalkan bir bayrak
An gelir, kalkan bir parmak
An gelir, düşen bir yaprak
An gelir, bir ağızdan bir sözcük
An gelir, bir kalem bir harf
An gelir, bir fırça bir renk
Siyahı beyazıyla
dilleri var çocukların
Analarının dilinde gönlünce
öz türküleri, şarkıları var
Bırak herkes kendi türküsünü söylesin
Ne kimse kimseyi ne ezgisini dilini ezsin
An gelir, kalkan bir bayrak
An gelir, kalkan bir parmak
An gelir, düşen bir yaprak
An gelir, bir ağızdan bir sözcük
An gelir, bir kalem bir harf
An gelir, bir fırça bir renk
Güneşin soğukla insanı paylaşamadığı günlerde
Bir köye düştüm kızıl bir yaprak gibi.
Çoğunluk babaanneler, anneanneler, dedeler
Dününe bugününe yarınına bekçiler.
Köylüler anamalcı düzende
Birer dişli İstanbul, Almanya gurbette.
Sevmiyorum karıncayı, arıyı
Ne hikayelerini ne hikayecilerini
Tanıklık ederim aleyhlerine
Haksız bir nam yüklemişler ikisine de
Eti, şekeri, balı bulsunlar da görün
Hazırcı, asalak, tembelleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!