Halenur Kor Şiirleri - Şair Halenur Kor

Halenur Kor

Bir ses ver...
Ufuklara yükselen bir kuşun kanadı gibi
Gecenin karanlığında.
Sulara düşen bir yaprağın kayışı gibi sessiz,
Kimse duymasın...
Öylesine sıcak,

Devamını Oku
Halenur Kor

Buruk Bayramlar…

Sabri Bey, konsolun çekmecesinden çıkardığı zarfları ve tebrik kartlarını masaya koydu. Dostlarının adreslerini yazdığı defteri çıkardı. Ceketinin cebinden dolmakalemini aldı. İçerden kızına seslendi:
-‘Hâlenur! Gel kızım, gel benim küçük kâtibem… Hadi gel de bayram tebriklerini yazalım. Geç kalmasın. Yarın atmam lazım.’ Dönüp karısına gülümsedi.
-‘Kızımın yazısı çok güzel, şimdi hepsini yazar, yarın atarız. Aman unuttuklarımız olmasın.’
Küçük kız, babasının övgü dolu sözleri üzerine gülümseyerek geldi. Masaya oturdu. Babasının söylediği bayram kutlama mesajlarını inci gibi yazısıyla pür dikkat yazdı. Kartları tek tek yazıyor, önceden adreslerini yazdığı zarflara özenle yerleştiriyordu. Büyük bir iş yapıyor gibi, gururla gülümsüyordu.

Devamını Oku
Halenur Kor

ÇIPLAK AYAKLAR...

Rûhu, sessiz sular gibi çağlıyor... Usul usul...
Geçtiği yollar loş...
Bakışlarının çizdiği yollar...Çok zor görünüyor...
Kayıp gidiyor, kanayan bir yaradan süzülen kan gibi...

Devamını Oku
Halenur Kor

Dünyadaki bütün çocukların insanca yaşamaya hakları vardır. Onlar tertemiz bir su damlasıdır. Henüz açılmamış bir tomurcuktur. Sadece Berkin değil, bu kahrolası çıkar savaşlarının, gözü dönmüş koltuk sevdalılarının (sağı, solu, ortası, yanı fark etmez) , şehvetinin cânileştirdiği tüm yaratıkların kurbanı zavallı çocuklar... Hepiniz için içim sızlıyor. Ben 21 yaşında evlâdını kaybetmiş bir anneyim. Evlât acısının derinliğini tatmış biriyim. Hiç bir anneye bu acıyı yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. Irkı, mezhebi, milleti ne olursa olsun.

İnsanların görüşleri de zevkleri gibi aynı olamaz. Kimsenin kimseyi zorlamaya hakkı yoktur. Çocuklar siyasetten ne anlar? Onlar, yaşadıkları ailesinin elbette tesirinde kalacaklardır gerçekten akılları erene kadar. Benim anlayamadığım, gerek siyâsi görüşlerde, gerek futbol maçlarında insanların böyle çılgınlaşıp birbirlerini yemesidir. Aklı olan fikirleriyle çarpışır. Sonra kim, kime düşman oluyor ki bir düşünseler... Hepsinin ataları, bayrakları, dinleri aynı. Hepsi bu vatanın evlatları. Tahriklere kapıldıkları zaman, birbirlerini incittikleri zaman, böyle Berkin gibi, Burakcan gibi, daha niceleri gibi ölümleriyle dağlandıkları zaman,bu vatana diş bileyenlerin sevinçten ellerini ovuşturduklarını görür gibiyim. Neden uyanmaz insanlar? Nedir bu? Baştakilerin de, karşısında olanların da el ele verip, gönül gönüle konuşup bu vahim duruma çare bulmaları, çare olmaları gerekmez mi?

Bu vatanı kanları, canları bahasına bu günlere getiren atalarımızın, şehitlerimizin kemikleri sızladığı gibi, bugün tüm insanların yürekleri ağzında. Herkes birbirine karşı. Vatan elden gidecek, herkes koltuk sevdasında. İkiye bölünse iyi mi olacak? 'Böl, parçala'... Bunu yapmak için kolları sıvamış dış mihraklar...
Lütfen silkelensin herkes. Çocuklarımız da ölmesin. Vatanımız bölünmesin.

Devamını Oku
Halenur Kor

Ilık, güzel bir Eylül gününün akşam üzerinde, sevdiğimiz dostlarla, güzel bir yolculuk ile Sapanca’ya geldik. Yemyeşil, kocaman, meyve ağaçları ile dolu enfes bir bahçenin içinde güzel, şirin ve estetik bir ev... Bir çiftlik gibi... Bahçeyi gördüğünüz an, bir huzur doluyor içinize. Tertemiz, bakımlı ve göz okşayıcı.

Siyah mersedes araba, bahçe kapısından içeri süzüldüğü an, onlarca kaz, ördek, tavuk, horoz ve tavus kuşları bütün güçleriyle kapıya doğru koştu. Onları çok seven sahiplerine bir an önce ulaşmak için, adeta birbiriyle yarışır gibi koşuyorlardı. Zümrüt gibi yeşil bahçede, çoğunluğu beyaz, rengârenk bir görsel şölen... Öylesine hoş bir manzara ki, hayranlıkla izledim.

Ahmet Bey ve eşi Güngör Hanım, varlıklarının yanı sıra, gönülleri de zengin insanlar... Neş’eli, alçak gönüllü, dost canlısı... Bahçe içindeki güzel ve zarif evlerine vardığımız zaman, bahçedeki sevimli kazlar, ördekler, tavuklar etrafımızda cirit atmaya, çeşitli sesler çıkararak, sanki ’ Hoş geldiniz, iyi ki geldiniz’ diye tezahürat yapmaya başladılar. Öylesine mutluluk veren bir tablo idi ki, bir an çocukluğuma döndüm. Rahmetli babamın bahçede, kendi elleriyle yaptığı kümesteki gıdaklayan tavukların yumurtalarını aldığım günler geldi aklıma...

Devamını Oku
Halenur Kor

(Çocuk Şiiri)
Ağzında top top şekeri,
Koşar çevirir tekeri.
Bir yandan ister durmadan
Oyuncak kurşun askeri.

Devamını Oku
Halenur Kor

Bir karanlık buluta girdim, söndü ışığım...
Kararıverdi birden dünyam...
Ellerime baktım; çamur ve balçık...

Bu, ben miyim aynadaki?
Sahi,bu mahzun yüzün arkasında mı şeytan?

Devamını Oku
Halenur Kor

Öfkemin atları koştu dört nala,
Atladım uçurumlardan uçurumlara...
Gözlerimde çakıyor bir sürü şimşek,
Ellerimde gemini tutamadığım atlar,
Götürüyordu öfkem beni karanlıklara...

Devamını Oku
Halenur Kor

Neden aldın başını da gittin ah oğlum,
Dünya bu kadar dar mıydı sana?
Dönülmeyen yerlere uçup da gittin,
Yaşamak bu kadar ar mıydı sana?

Güzel yüzün hayâlimden gitmiyor,

Devamını Oku
Halenur Kor

(Oğlum Cüneyt'e ağıt)

Durgun sudan bakan çocuk gözleri
Dalgalar kâh çığlık getiriyor sahile,
Kâh gülücükler...
Gök de ağlıyor,

Devamını Oku