Hacı Ahmet Çabuk Şiirleri - Şair Hacı Ah ...

Hacı Ahmet Çabuk

Büyük yangınlar vardı yanmamız gereken...

Ben aslında...

Bilmelisin bu şiir aşkımın vasiyeti,
Sen çaresiz giderken ben aslında ölmüştüm.

Devamını Oku
Hacı Ahmet Çabuk

Beni hiç anlamadın, anlamayacaksın.
Aslında o kadar da farklı değiliz,
farklı bakıyoruz sadece,
farklı düşünüyoruz.
Senin sözde doğruların var;
benim kalpte yanlışlarım.

Devamını Oku
Hacı Ahmet Çabuk

Ne sevdalar yaşadım,
Hepsi durur içimde.
Bir yanımda boşluk,
Bir yanımda yıkım var.
Kalburüstü duygular,
Alelade hüzünlere karışır.

Devamını Oku
Hacı Ahmet Çabuk

Ağır aksak bir sevda yapışır da yaka/na
Hayata diş bilersin, bilmez olur muyum hiç?
Gönlün aman verse de ciğerini yakana,
Unutmayı dilersin, bilmez olur muyum hiç?

Türkülerde ararsın, kırık sazın elinde,

Devamını Oku
Hacı Ahmet Çabuk


Öyle yak ki derinden, dirhemim bulunmasın,
Mecnun desinler bana, bırak hiç bilmesinler.
Leyla' sı ol sevdamın, merhemim bulunmasın,
Sana ince hastalık, bana verem desinler...

Devamını Oku
Hacı Ahmet Çabuk

Bu kaçıncı saat düşlerimi unuttuğum, bu hangi mevsim hayallerimi üşüttüğüm, bilmiyorum? Bu hangi rüzgardı esen, bu hangi geceydi rengine büründüğüm, bilmiyorum? Hani sabahlar vardır, ışığını görmediğin hani bazı anlar olur ki sonrasını düşünmediğin işte öyle bir girdabın içindeyim.
Ser verir sır vermez bir bahanenin ya da acısı garanti bir sevginin cesareti mi bu yoksa aşka zaafı olan bir kalbin hezeyanı ya da aşka aşık bir aşığın heyecanı bu, bilmiyorum.
Bilmiyorum belki bana öyle geliyor... Bilmiyorum, belki ben öyle görmek istiyorum. Ama bir hal var bakışlarında, sözlerin ihtimal boyutlarını aşıyor. Uçurum kenarında geziyor hislerim, düşsem de öleceğim, şöyle bir aşkla baksan da. Ama biliyor musun dert etmiyorum bunu, hani demiş ya şair "ne güzel ölünür bu hikayede" Tanıdık acılar yokluyor yüreğimi aşina olmadığım bir yüz yüzünden, kelepçeli sözler oturuyor dilime. Parsel parsel hayaller bölünüyor aklımın bozkırında, suya hasret öyküler yazılıyor. Bilmediğim bir yol değil bu, ilk savruluşum ya da ilk kayboluşum değil. O kadar geçtik mi bilinmezin sınırlarını, bu kaybolmuşluk hissi neden? Ela gözlerinden başlıyor sanırım ömrümün son demleri, yitik bir şiirin uyumsuz mısraları gibi. Aşkın coğrafyasında şiir ölçekli uzaklıklar yaşıyorum, onca mesafenin cürmü bir cümleye bakıyor. Hani gel desen bana, paragraflar atlayıp geleceğim sana, nokta nokta savrularak. Sonra şehrin ışıkları kırılırken gözlerinde, saçların düşecek yüzüme. Tek vücut olmuş bir aşkın günahı yazılacak bize, nefesin dokundukça nefesime ya zaman duracak ya da kalbim.

Dur sevgili, dur. Vebalim büyük aşktan yana, hayalim büyük. İkimizi de yutar bu girdap, bizi darmadağın eder bu rüzgar. Yağmura aşık değilsen tutma hiç ellerimi, mehtaba aşık değilsen kapatma ömrünün ışıklarını, derde meyyalin yoksa acıma hiç ortak olma sevgili. Kaldırma gözlerinin perdesini, açma gönlünün penceresini, b/ela gözlerine şiirler yazdırma. Dedim ya, vebalim büyük aşktan yana,aldığım ahlar büyük. El açmışken dergaha, yutturma sözlerimi. Hislerin çilingir olmasın kilitlenmiş duygularıma, yoksa gönlüm tövbesini bozup yine günaha yürüyecek. Sarmaş dolaş bir Özlem kanıma girecek, hasret önüme yine binbir bahaneler serecek ve vicdanım beni tekrar çarmıha gerecek. Peki söylesene sevgili, onca yeminden sonra, bu şiirin hesabını kim verecek?

Devamını Oku
Hacı Ahmet Çabuk

Ayrılık senaryosu
başa aldı her şeyi,
Bütün roller değişti
son final sahnesinde.
Öfke vites düşürüp
boşa aldı her şeyi,

Devamını Oku
Hacı Ahmet Çabuk

İki yakası aşka gelmez artık,
Bu gayri resmi ayrılığın.
Tebdil-i kıyafet çıkılan bu yolculukta,
Kimlik bunanılımı yaşıyor hüzünlerim.
Hasretin kapı komşusu,
Sabrının kiracısı oldum.

Devamını Oku
Hacı Ahmet Çabuk

Üzülme sevdiğim çok sürmeyecek,
Yaş gibi gözünden akar giderim.
Hastalıklı sevgim öksürmeyecek,
Ayrılık maskemi takar giderim.

Hitama erdirdin onca erdemi,

Devamını Oku
Hacı Ahmet Çabuk

Elle tutulur bir sessizlik var sözlerinde, ellerini tutmamışım gibi beni suçlayan. Reva gördüğün bu ayrılık, deva görmemiş acılarla tanıştırdı beni. Sabahı bekleyen saatlerde suskunluğumu dinlerken, bir şairin çaresizliğini anlatıyordum. Demiştim ki o sessizlikte sana, bazen ettiğin bir sözü, yazdığın bir kitap telafi etmez. Bir kütüphane yalnızlığına terk eder seni, ucu yanık mektuplar bırakırken...

Kucağıma bıraktığın bir avuç anıyı, piç etmez bu kızgınlığım. Hiç uğruna kesilmiş bir biletin, dönüşü çoktan yazılmıştır vicdanının temyiz mahkemesinde. Hücre görmeyecek duygularım, sürgün yemeyecek biliyorum. Çünkü ben, duygusu aşina, acısı tartışılmaz olan aşkından bildiğim şiirler tanıyorum . Saçlarının saçağında hislerim buz tutmuşken, takvimsiz bir iklimde hasretinle yanıyorum. Anla işte güzel gözlüm ben sana sustukça, şairliğimden utanıyorum.

Yokluğunun büyüdüğü bir boşluktayım şimdilerde, türbülansa giren duygularım bir şiir boşluğuna düşüyor. Şehir şehir uzarken bıraktığın bakışlar, bilmediğin bir ülkenin başkenti oluyorum, yolları sana çıkmasa da, yılları sana adanan. Sonra bir fatih bekliyor ümidim, en keskin özleminle surlarıma dayanan. Şakağımda bir namlunun soğukluğu duruken; kan revan her gülüşte, sayfalar dolusu boşluklar birikiyor. Satır başım olsa da ayrılık, artık tek sırdaşım değil. Sıralı ölümlerden çok, sıralı özlemler yazıyorum. Daha kaç sözü kanatmam gerek, yollarını açmak için?

Devamını Oku