güven, kazanılması zor bir bağlanma duygusudur
dedi şair.
ben sustum,
çünkü bazı sözlerin ardından konuşmak değil,
bir kadehi masaya bırakmak yakışır.
güven dediğin nedir be agop?
kapına kilit vurmamak mı,
yoksa anahtarı verdiğin kadının kapıyı açmayacağını bilmek mi?
herkes sadakatten dem vurur da meydan tenhalaşınca anlaşılır
kimin sözü adam boyu,
kimin gölgesi kadar kısa.
çok gördüm,
aynı sofrada ekmek bölüp ilk açlıkta birbirini bölenleri.
çok gördüm,
öl desen ölürüm deyip bir menfaat uğruna diri diri sevgiyi gömenleri.
insan tuhaf be agop,
düşmanından sakınır da yarasını sevdiğine gösterir. sonra en derin darbeyi nereden aldım diye şaşırır. oysa yabancı nereden bilsin hangi sözün canını yakacağını?
insanı en iyi,
bir vakitler yarasını sardığı el kanatır.
güven öyle pazardan alınmaz,
üç kuruşa kurulup beş kuruşa satılmaz.
yıllarca tuğla tuğla örersin,
bir yalan gelir,
duvarın dibine kibriti çakar.
sen külün başında bunca emek nereye gitti?
diye bakakalırsın.
bir de özür yetişir ardından,
elinde süpürgesiyle.
kırılanı toplamaya gelir.
iyi de agop,
camı süpürmek kolay,
ya içine batan parçaları hangi faraşla çıkaracaksın?
şarap bekledikçe kıymetlenir belki,
sevda bekledikçe değil,
güven ise ikisine de benzemez.
beklemekle olmaz,
sözle hiç olmaz.
insan her gün biraz hak eder onu,
her gün biraz korur,
bir gün hoyrat davranırsa
bir ömür arar da aynısını bulamaz.
ben artık söze değil,
sözün arkasında durana bakarım.
yanındayım diyene değil,
herkes giderken sandalyeyi çekip oturana.
çünkü kalabalıkta dost çoktur,
mesele gecenin ayazında kapını çalmadan önce rahatsız eder miyim?
diye düşünmeyendir.
meyhaneci doldur şu kadehi,
ama ağzına kadar değil,
insana da sevgiyi ağzına kadar vermeyeceksin belki.
taşınca kıymetini bilmiyorlar,
azalınca peşine düşüyorlar.
ne garip mahluk şu insan,
sahipken sıradan sandığını,
kaybedince mucize diye anlatıyor.
ben güveni bir çift gözde aradım vaktiyle,
meğer göz de yalan söylermiş.
bir çift sözde aradım,
meğer dilin kemiği yokmuş.
sonra öğrendim.
güven ne gözdeymiş ne dilde,
insanın kimse görmezken yaptığı seçimdeymiş.
öyleyse bırak agop,
kim gidecekse gitsin.
kapıyı da ardından usulca ört.
gidene beddua etme,
kalana da hemen secde etme.
zaman denen ihtiyar öyle bir terazidir ki,
kim kaç gram insan,
vakti gelince tartar.
yalnız şunu unutma.
her kırılan güvenin ardından kalbini taşa çevirme. birinin günahını bir başkasının alnına yazmak,
adalet değil,
eski yaranın yeni insandan intikamıdır.
güven yine verilir,
ama eskisi gibi kör değil,
gözleri açık,
aklı başında,
kapısı aralık verilir.
çünkü insan yaş aldıkça duvar örmeyi değil,
kime kapı açacağını öğrenmeli.
ve gün gelir,
aynaya bakıp anlarsın.
mesele kimin seni yarı yolda bıraktığı değil,
senin onca yarım insana rağmen tam kalabilmendir.
işte o vakit kaldırırsın kadehini kendine,
ne gidene söversin,
ne kalana minnet edersin.
yalnızca gülüp dersin ki.
güven pahalıdır be agop,
her gönül taşıyamaz,
ucuz insanın cebinde en kıymetli şey bile fazla durmaz.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 11.09.2026 16:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!