Esirin olmuşum haberin yok. Habersiz gibisin benden, neden? Sevginin derinliğinde, o en güzel yerinde çırpınan kalbimin atışlarını duyabiliyor musun? Hissedebiliyor musun seni sevmenin, sana bakmanın, sana doymanın verdiği ferahlığı? Bunların ne anlama geldiğini? Peki ya senin eserin olan, senin her gülüşünde hayat bulan, seninle var olan kalbimin her seferinde milyonlarca kez “Seni Seviyorum…Seni Seviyorum…” diye haykırdığını yıldızlar misâli…
Seni seviyorum, sana tapıyorum, sana tapıyorum…sana tapıyorum, her ne kadar anlamak istemesen de…
Ne olur biraz yaklaş, deli yüreğimin seninle doğduğunu, seninle ölmeye yeminli olduğunu duyacaksın. Eminim bir gün bunların farkına varacaksın, geç olmadan…
Mutluluğun adı biz olacağız, sen ve ben…
Bendeki bu asilik, sendeki iyilik ve güzellik her ne kadar ateş ve buz gibi gözükse de birbirleri için yaratılmamışlar mıdır? Sıcak ve soğuk gibi…
Sıcak olmadan soğuğun anlamı kalır mı?
Sen güneş, ben dünya…
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını