Acıya müptela kalmış ömürlerin Mutluluğa baş kaldırışı...
Hüsranla sonlanmış masallar izledikçe kirpiklerinden
Unuturum yangın ahvalimi
Yokluğun kahır rafında ezber ettikçe kalbini
Gözyaşlarım yetmez hüznüme
İsmin her harfinden kaynadıkça yüreğim
Yokluğunda buharlaşıp bulutlara karışırım Asya...
Günyüzü görmeyen simam kıyılarında köklendi begonyalar
Temenni ve dualar serpiştirdikçe toprağa
Büyüdü göğsüm kafesi
Ümitsiz bakışlarda tahammül helak,
Tedbirler azad...
Paslı demir kokusu ve taş duvar rıhtımında
Yapraklarımda binlerce göçebe kabir
Eskimiş bavullar arasında hasretim kan kokulu
Hudutlarımda incir ve zeytin gülizarlığı kangren
Yeltenmedi de hiç bir güvercin hüzün asumanıma
Akil aklımda eyv’ahlar
Eylül kartpostallarında şafak yaprak dökümlü
Yokluğun zemheri
Yokluğun zi’yan…
Kafdağı gurbetin bakışlarım pervazında
Sadrımda yaralı kuş çırpınışları
Naçizane hislerin gök gürültü edasında yarıldı karanlık
Biraz korku az aydınlık hülyaların başucumda yar ve yara…
Bahtımda firak yağmurları, afakımdan hasretin kıvılcımları. Hüznün efkâr buğusunda rutubet tuttukça gönlüm, ufalandım asrın dudaklarında.
Güz Gülistanlığım biliyorum mesafeler safi yangın, sancı ve katran.
Tasalanma örtünür iken simamdan gam sensin gönlüm tebessüm bakışları…
Serin rüzgârlardan uzak
Ay ışığının huzurlu koynunda
Çizerken ismini asuman tuvaline
Çerağ, matruşka kuytularında iğne ucu
Figan iniltilerinde bikes dolunay…
Güvercinlerin kızıl gerdanına bürünüyor takatim
Tenhalaşıyor kalabalıklarda bakışlarım
Kifayetsiz bakışların kör hançer
Çağlayanlar gamzelerin buhranında katre...
Bağrı deşilir iken karanlığın, tebessümün faslında
Mağrip meyus zılgıtında sancılı
Gönlümün âh u zârına yuva kurdukça saksağanlar
Kırıldı ecelin vakti
Lavinyalar açtı bahtımıza
Kirpiklerimiz uçlarında umutlar sisli
Soluklarımız buğusundan söküldü matem
Hasretlik dimağımızda asuman asel
Uykularımız göz kapaklarımız firarisi ...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!