Gülümse be çocuk, şu hayatın yüzüne bak da öyle ağla; seni kaç defa yere çaldığını kimse bilmesin,
Herkes bir yerlere yetişme telaşında, sen kendi içindeki o yorgun adama biraz olsun geç kalma,
Bak, kimi ekmeğini bölüşecek birini arıyor, kimi koca bir sofrada kendine ait bir lokma bulamıyor,
Kiminin cebinde dünyanın bütün imkânları, kiminin avucunda yarına çıkmaya yetecek bir avuç inanç bile yok,
Sen yine de gülümse çocuk; hayat dediğin, en çok da yüzüne bakıp hâlâ yenilmediğini sananları yoruyor.
Gülümse çocuk, seni büyüten yıllar oldu ama kimse sormadı hangi yaşında eksildin,
Kaç bayramı birinin yokluğuna alışmaya çalışarak geçirdin, kaç gece tavana bakıp sabahı kendine dert ettin,
Bir zamanlar kocaman sandığın dünya, büyüdükçe daralan bir geçide dönüştü; omuzların bütün yükünü taşıdı da
Bir gün olsun başını yaslayıp insan gibi yorulamadın; hep birilerinin derdine yetiştin, kendine hep sonradan kaldın,
Şimdi söyle çocuk, senin içinden geçenleri kim duyacak; herkes kendi yarasına merhem ararken sen kime anlatacaksın?
Gülümse be çocuk, şu dünyanın terazisi bozuk; kimi başkasının gözyaşından servet yapıyor, kimi kendi lokmasını boğazından geçiremiyor,
Bir evin ışığı yanıyor diye içeride mutluluk var sanma; bazen aynı çatı altında yaşayanlar birbirine kilometrelerce uzak oluyor,
Kimi annesinin sesini duymak için bir ömürlük yolu yürümeye razı, kimi o sesin kıymetini bir telefon susunca anlıyor,
Kimi bir avuç toprağın altında son uykusuna yatmış, kimi ayakta göründüğü hâlde her sabah biraz daha hayattan kopuyor,
Sen söyle hayat, bu kadar insanın içinden geçip de hangi yüzle hâlâ kendine güzel denmesini bekliyorsun?
Gülümse be çocuk, kimseye anlatamadığın acıların varsa saklama kendinden; insanın en büyük yalnızlığı, kalabalıkların ortasında kendine rastlayamamasıdır,
Bir gün güçlü durmaktan yorulacaksın; herkese yetişen ellerinin kendi gözyaşını silmeye mecali kalmayacak,
İşte o gün, kendini suçlama; her düşüş yenilgi değildir, bazen insan başkasının yükünü taşımaktan kendi dizlerinin sesini duyamaz,
Ve ne olur, sana kötü davranan dünyanın bütün kabalığını alıp kalbine yerleştirme; bir başkasının karanlığına dönüşmek zorunda değilsin,
Bırak bazı hesaplar kapanmadan kalsın, bazı insanlar haklı olduğunu öğrenmeden gitsin; sen bari kendi içinde bir insanı sağ bırak.
Gülümse be çocuk, ömrün dediğin şey biraz ekmek kokusu, biraz yarım kalmış hayal, biraz da adını anınca boğazına düğümlenen insanlardan ibaret,
Bir gün aynaya baktığında yüzündeki çizgilerden utanma; her biri, kimsenin görmediği bir yerden hayata tutunmaya çalıştığının şahidi,
Dünya senden hep bir şey aldı; vaktini, hevesini, güvendiğin insanları, dönüp bakmaya fırsat bulamadığın o güzel günleri…
Ama sakın, bütün bunların karşılığında senden geriye yalnızca kırgın bir kalp kalmasına izin verme; hâlâ dokunabileceğin hayatlar var,
Ve unutma çocuk; bir gün bu dünya senden geriye yalnızca bir avuç toprak isteyecek… bari o güne kadar, yaşarken birbirimizi toprağa çevirmeyelim.
Kayıt Tarihi : 14.10.2026 00:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!