Güllü Amca ( Masalı ) Şiiri - Zeki Çel ...

Zeki Çelik 2
628

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Güllü Amca ( Masalı )

GÜLLÜ AMCA ; ( Masalın tekerlemesi.. )

Uzaklardan gelen bir amca varmış,
Geldiği ilk köyde odada kalmış,
Parası olunca arazi almış,
Eşiyle burada hayale dalmış.

Güllü hanım imiş eşinin adı,
Bir oğlan, bir kızmış onun muradı,
Güzel şey üretmek olmuş sanatı,
Mutluluk içinde sürmüş hayatı.

Çocuklar büyümüş gitmiş okula,
Ürün yaymak için bak sen akıla,
Şehrin ortasına gelmiş yük ile,
Çocuklar sevinmiş bir demet güle.

Mis gibi kokudan hazzı almışlar,
İsmail ismini güllü koymuşlar,
Bazı hastalara şifa bulmuşlar,
Aile ferdinden memnun kalmışlar.

Kuz köy imiş önce bu köyün adı,
Gül köy olunca da değişmiş tadı,
Burada doğanın gülmüş soy adı,
Güle odaklanmış ZEKİ hayatı.

Konuya giriş : ( GÜLLÜ AMCA ) Masal : Evvel zaman içinde Gürcistan diye bir devlette bir Türk ailesi yaşıyormuş. Kaldıkları ülkeye ayak uydurarak uzun yıllar gülün ürünlerinden geçimini sağlamışlar. Beklenmedik bir zamanda iç kargaşa başlayınca .. Güllü hanımla evlenen İsmail ağa bulunduğu yöreden anne ve babasıyla göç etmeyi planlamışlar ama anne ve babası da yaşlı olunca oğlunun ve gelininin tekliflerini kabul etmemişler. Evlatlarının göç etmesine yeşil ışık yakan iki ihtiyar, onların gittiği ülkede mağdur olmaması için bazı ihtiyaçlarını düşünerek kuru bakliyat çeşitlerinin yanı sıra, bir torba dolusu da gül tohumu ayarlamış. İsmail ağa babasına - Baba yiyecek çeşitleri anladım baba ama bu gül tohumunu neden veriyorsun bunu anlamadım deyince " Babası - Bak oğlum Türkiye diye bir ülke var, göç edersen oraya git !. Onlar bizim ırkımızı, inancımızı en iyi şekilde yaşıyor. Bu tohumları da ikamet ettiğin yere sıralar bakarsan geçim kaynağını da Allah'ın izniyle sağlarsın İnşallah demiş ". İsmail ağa da : - Tamam babacığım sizlerde bizlere olan hayır duanızı esirgemeyin, hep birlikte yoktan var eden Rabbımıza emanet olalım İnşallah deyip anne ve babasıyla vedalaşmışlar. Güllü hanımın henüz çocuğu olmamış. Karı koca Türkiye sınırlarının içine girer girmez Türk askerleri ile karşılaşmışlar, onlarla Türkçe lisanla konuşup anlaşmışlar. Ülkenin her yöresine göçmen akını devam ediyormuş. Onlarda Akdeniz Bölgesinin bir ilinin yöresine gelmişler. Köylülerin göç dalgasından haberi olunca her köyün muhtarı bu yönde misafir gelir düşüncesiyle köy odalarının kapısını açık bırakmış. Tabela yazısını okuyan İsmail efendinin içini serinlik kaplamış ve şöyle düşünmüş.. " Kuz köy diye yazıyor ama bu köy İnşallah ileride yüreğimizi ısıtır diyerek , köyün içine girerek, sorup soruşturarak odaya yerleşmişler. Kuz köyde yılların geleneği olan misafirperverliği devam ediyormuş. Odanın penceresinden ışık görününce köyün hanımları yaptıkları yemeklerden birer kap odaya ulaştırıyormuş. İsmail efendi ve Güllü hanım çok memnun olmuşlar. Kısa sürede o köyün sakinlerini benimseyen karı koca Kuz köye yerleşmeye karar vermişler. İsmail efendi köy kahvesinde erkeklerle diyalog kurarken, Güllü hanımefendide sevecen bakışıyla, güler yüzüyle köylü kadınları ile sohbetini sürdürüyormuş. İsmail efendi bir kez daha eşi Güllü hanıma seslenerek : - Karıcığım bu köye yerleşelim mi ne dersin demiş. " Güllü hanımda - Vallahi kocacığım kadınlara yüreğim ısındı, hepside can ciğer arkadaşım oluverdiler, ayrıca komşu kadının halı tezgahı var yanına halı dokuyacak arkadaş arıyor demiş. " İsmail efendi de : Bende kahvehaneye her gittiğimde bana çay parası verdirmiyorlar, sen misafirimizsin, arzu edersen köyümüze yerleşebilirsiniz diyorlar demiş. İki eşin akıl ve fikirleri uyum içinde olunca satılık ev ve tarla arayışına girince köylü vatandaşlarda görevi icabı büyük şehre göçen birinin mülkünü münasip görerek yardımcı olmuşlar. Aldıkları ahşap evi boya badanadan geçiren İsmail efendi köy odasından evine taşındıktan sonra, köylülerin acil ihtiyaçları konusunda yardım seferberlikleri devam etmiş. Evin önündeki boş tarlayı komşunun kıratına sürdüren İsmail efendi babasının verdiği bir torba gül tohumunu hizalı biçimde sıralayıp evin önündeki tulumbadan da nemlendirerek hayallerini gerçekleştirmeye başlamış. Eşi güllü hanımefendide komşusuna halı dokurken aldığı iplerle de ödüncü ödeterek kendilerine Isparta halısının dokunmasına vesile olmuş, hiçbir emekleri boşa gitmemiş alın terini değerlendirmişler. Tarlayı süren komşu merak edip sormuş : " İsmail efendi bu yere serdiğin tohumlarda nedir demiş. " İsmail efendide şöyle demiş: - Bunlar size sürpriz olsun , biraz geç çıkar , geç açar ama açtı mı da çok güzel koku saçar demiş. Çünkü o bölgede hiç buna benzer bir fidan yokmuş. Arazi sarp yamaç üzerinde olunca genelde tarlaların çoğu boş bırakılıyormuş. Karı koca boş kaldıklarında köylünün işlerinde yevmiyeci olarak ta çalışıyorlarmış. Gülsün hanımın karnına ağrılar girmiş, eşi İsmail efendi şehrin doktoruna götürünce muayene sonucu doktor en güzel müjdeyi vermiş. " Müjde beyefendi eşini hamile hemde ekiz çocuğunuz olacak " deyince .. İsmail efendi oracıkta saygı gereği doktorun elini öpmüş , sevincinden eşine sarılmış. Mutlu haberle köylerine dönmüşler. Bu arada köylü tarlaya ekilen tohumlardan ne çıkacağını merak ediyormuş. Yeşil yapraklı gül fidanlarının dikenli dalları filizlenmeye başlamış daha sonrada pembe renkli güller açarak koku saçmaya başlamış. Güllü hanım ekiz çocuğa hamile olunca karnı burnunda olunca son zaman çalışamaz olmuş. Nihayet güllerin açıp koku saçmasıyla birlikte onlarda bir oğlan bir kız yavrusuna kavuşmuşlar. Güllü hanımın doğum yaptığını duyan köylü kadınları bebeklere hediyeler getiriyormuş.. Bu arada İsmail efendi bahçesinden topladığı pembe gülleri demetleyip eşinin yanına bırakıyormuş, eşi de her doğu gelen kadına bir demet gül sunmuş. Bir anda gül kokuları köyü kaplamış. İsmail efendi ikiz çocuklarının doğmasıyla kahvehanede arkadaşlarına çay, bisküvi, lokum ikram ediyormuş. Her geçen gün daha çok açan gülleri pazarlamak için öncelikle şehrinin hastane önünde ziyaretçilerin geçeceği yere tezgah kurup demetler halinde satmaya başlamış. Gülü hanımın ikiz çocukları büyümüş okula gitmeye başlamış, eşi İsmail bey güllerine pazar bulmaya devam ediyormuş. Çocuklar okula başlayınca aldığı at arabasıyla çocuklarını şehrin okuluna götüren İsmail efendi hastane önünde güllerini sattıktan sonrada çocuklarıyla köyüne dönüyormuş. Bu arada bahçedeki güllerin çapasını ve bakımın güllü hanım yapıyormuş. Rengarenk güllerin açısı Kuz köylülerinin de iştahını kabartıyormuş. Güllü hanımın Gül pembe kızıyla, Ümit oğlunun arkadaşları da gül bahçesine ziyarete geliyorlarmış. İsmail efendi 23 Nisan Ulusal Egemenlik çocuk bayramı için çocukların okuluna büyük bir sürpriz yapmış. Okula gelen her öğrenciye birer demet gül sunmuş, artan gülleri de öğretmenlere ve müdüre sunmuş. Bundan memnun kalan yönetim ve öğrenciler hep bir ağızdan " GÜLLÜ AMCAYA TEŞEKKÜR EDERİZ " demişler . o günden itibaren İsmail efendinin lakabı " Güllü amca " oluvermiş. Çocuklar her ne kadar güllü amca diye hitap etseler de büyüklerde İsmail efendi diyorlarmış. Güllerini Isparta şehrin işlek caddelerinde satışa sunan İsmail efendi zaman zaman haber konusu da olunca güle talepte artış gösteriyormuş. Kuz köy sakinleri İsmail efendiye talepte bulunmuşlar. - Bu gül tohumlarından bize de ver de bizlerde yamaçta ki boş tarlaları verim verir hale getirelim demişler. İsmail efendide : Tohuma gerek yok ben gül fidanlarını budayacağım sizlerde o dalları alıp hizalı bir şekilde tarlaya yatırınız , üzerinin de büyük bir kısmını örtünüz, toprak içinde saçaklanan gül dalları bir yıl içinde verim vermeye başlar sizlere her konuda yardımcı olurum demiş. Nihayet düşündüğü gibi bir kaç yıl içinde dağ, bayır her yer dikenli gül fidanlarıyla kaplanmış , güller açtıkça da verimler artmış , hayat tatlanmış. Bu güzelliklere nazar mı değdi bilmem Güllü hanımın Ümit oğlunun yüzünde kabarıklıklar oluşmuş okula gidemez olmuş. İsmail efendi eşine gül yapraklarını kaynatarak oğlunun her gün gül suyuyla yüzünün yıkanması gerektiğini şifa bulacağını söylemiş. Güllü hanım denileni yaparak oğlunu şifaya kavuşturmuş. Gül pembe kızının arkadaşının annesinin yüzlerinde kabarıklıklar oluşunca Güllü hanım kızıyla o hasta olan kadına gül suyundan gönderince uygulama sonucu o kadında şifaya kavuşunca duacı olmuş. Geldikleri ülkede bazı tecrübeler edinen İsmail efendi: Köyünde çoğalan güllerin değerlenmesi için atağa geçmiş. Önce Gül suyu, Gül parfümü, Gül kremi, Gül reçeli, Gül lokumu gibi.. Dahasını da ortaya çıkararak kozmetik diğer ürünleri de üretme gayretini sürdürüyormuş. Bakır kaplar içerisinde gül yapraklarını kaynata kaynata akan damlacıklardan Gülün esansına, misk kokusuna, Gülün yağına ulaşarak geniş pazarlar oluşturma çabasını azimle, cesaretle sürdürmüş. Her bayramda çocukları unutmayan İsmail efendi " GÜLLÜ AMACA " diyen çocukları da gülsüz bırakmıyormuş. Köy heyeti toplanmış Kuz köyün adını Gül göy olarak değiştirmişler. Basın camiası da kısa sürede Gül köyü tanıtmaya başlayınca : Turist akımına uğrayınca , ziyaretçilerin ilk durağı İsmail efendinin gül bahçesi oluyormuş. Köyün ilk ikiz çocukları olan Gül pembe ve Ümit çocukları çok seviliyormuş. Bunlar güllü amcanın çocukları diyerek itibar görüyorlarmış. Bulundukları ilin ismin Isparta olarak bilinse de lakabı Gül şehri olarak anılmaya devam ediyormuş. Bundan Isparta ilini yönetenlerde çok memnun kalmışlar, Gül üzerine yatırımlarını artırmışlar. Gül fabrikalarından çıkan ürünler ülkenin dört bir yanına pazarlanınca kısa sürede Isparta Türkiye'nin Gül Bahçesi unvanını kazanıvermiş. Gül şehrinde üretilen gül ürünleri dünyanın bir çok ülkesine de pazarlanmaya başlamış , Zaman içinde İsmail efendiye başarısından, örnek davranışından dolayı ödüller yağıyormuş. Şehrin nesli de Güllü amcasını unutmamışlar anıtının dikilmesine vesile olmuşlar. Güllü amca İsmail efendi, Eşi Güllü hanımefendi, çocukları Gül pembe ve Ümit muratlarına ermişler . Gül köyün üreticileri de tüm yöreye gül fidanlarından çoğalması için vermişler. Mis kokulu güller tüm insanları memnun etmiş, Güllü amcanın masalı da burada bitmiş, hoşça kalın çocuklar.
16-4-2019
Ispartalı Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.
GBIŞD, ZEKİCE KÜLTÜR ve SANAT EVİ KURUCUSU.

Zeki Çelik 2
Kayıt Tarihi : 5.12.2020 12:31:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!