sisli bir sokak ve ıslak kaldırımlar
Bir şehir düşün, yalnızlığın kıyısında,
Her sokak bir hüzün, her köşe bir sır.
Gecenin koynunda kaybolmuş lambalar,
Işıkları titrer, rüzgârla savrulur.
Bir kadın geçer, sessiz, solgun,
Şimdi burada,
zamanın kıyısında duruyorum.
Saçlarım rüzgârda,
ayaklarım çamurda.
Bir yanda geçmiş,
diğer yanda gelecek,
Sessiz gecelerin içinde kayboldu zaman,
Ay ışığından yoksun karanlıklar sardı beni.
Labirent gibi içimde dolanan düşünceler,
İçimdeki boşluğu dolduracak bir ışık arıyorum.
Her adımda biraz daha derine batıyor ayaklarım.
Düşlerimizin peşinde koşarken,
her anın kıymetini unuturuz,
bir zamanlar hayat dolu olan sokaklar,
şimdi sadece hatıraların yankıları,
boş sokakların çığlığı,
yıpranmış taşların sırtında,
Şehir ışıklarının altında kaybolan gölgeler,
yüzler, isimler, hatıralar silinmiş gibi,
birbirine çarpan hayaller,
gecenin karanlığı, sarhoş sokaklar,
haykırışlar, sessiz çığlıklar,
bir kafede yalnız kahve bekleyişi.
Şehirler titrer, geceler derin ve sessiz, İstanbul’un kalbinde kaybolur hayaller. Hayatın kollarında bir sonbahar rüzgârı, yaşanmışlıkların derin izleriyle dolu.
Yüzünüzdeki gülümseme, bir yara gibi, Eski surların ardında kaybolmuş anılar. Gözlerimizde parlayan umut ışığı, yüreklerimizde sönmeyen bir ateşin alevi.
İstanbul’un sokakları yalnız ve sessiz, sonbaharın hüzün dolu rüzgârı, yüreklere dokunan. Ama biz buradayız, adınızı yaşatmanın yüküyle, karanlık günlerde, sizi anmanın gururuyla.
Bu şehir, bir girdap gibi dönerken yudum yudum,
Taş duvarlar arasında kaybolmuş hayaller,
Her köşe başı bir anı, her adım bir hüzün,
Bir sokak lambası altında düşlerim titrek, belirsiz.
Pencereden süzülen ışık, etime saplanan güneş,
Sevmeyi, paylaşmayı, bir insana dokunmayı,
Bilmeyen dudaklarla sözler sarf ediyorsun?
Savaşmadan barışı, hissetmeden huzuru arıyorsun,
Ama sen insan olmayı hiç denemedin, bayım.
Güneşin sıcak nefesiyle bile kavrulan toprağı,
Beton yığını, gökdelenler uzanır göğe,
Bir orman bu, çelik ve camdan örülmüş.
Kalpler taş kesilmiş, duygular körelir,
Kâr hırsı körükler, vicdanlar paslanmış.
Trafik akıyor, bir nehir gibi durmaksızın,
Beyefendiliğin incisi, kibarlığın nakışı,
Kafiyeli naziklik, dilindeki sözde akışı.
Umutla ve sevgiyle dokunur her mısra,
Gönül sarayında yankılanır zarafetin izleri.
Sözlerinde melodik bir nağme bulur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!