Düşünmeliyim şimdi, kelimeler arasında kayboluyorum,
Kendi düşüncelerimle yüzleşmeliyim, birinci şahısları yazmalıyım.
Gözlerimin önünde hala bir sis var, ama ben kendi bakış açımdan anlatmalıyım.
Sözlerimi bulmalıyım, üçüncü şahısların etkisi altında kalmamalıyım.
Söylenenleri duymamalıyım, kendi sözlerime odaklanmalıyım,
Yürüdüm sokaklarda bir sabah vakti,
gökyüzü bir mavi denizdi,
bulutlar kayıp gidiyordu sonsuzluğa,
şehrin uğultusu kulaklarımda yankı bulmuştu,
herkes bir yerlere gidiyordu,
herkesin bir amacı vardı,
Bir şehir ki yüreğimde yangın,
Caddelerinde kaybolmuşum,
Her köşesi bir anı,
Her anı bir yarım kalmışlık.
Bulvarlarında geceyle dans ederim,
bir yangın yeridir yüreğim,
küller savrulur içimde
her biri yanılmışlığımın izleri
sanki bir ressamın fırçası
çizmiş yanlışlarımı gökyüzüne
ve ben, o gökyüzüne bakıp
Karanlık odalarda kaybolan hayallerim,
Birer birer yok olur, korkunç gerçeklerin pençesinde.
En az yedi kez, belki daha fazlası,
Kaçmak için denedim, ama karanlığın kucağına düştüm.
Kan kırmızısı gökyüzünde asılı duran ay,
Elleri kan içinde, ruhu büyüyemeyen,
Hâlâ çocuk, hâlâ kırık dökük.
Zamanın bıçakları saplanırken sırtına,
O, gökyüzüne bakıp hayaller kuruyor,
Uçurtmalar uçuruyordu yaralı avuçlarında.
Ey bayım, beyefendi, hanımefendi,
Şu dünyada kaybolmuş her türlü şeref ve itibar,
Yüzler çevrilmiş kör bir dönemin perdelerinde.
Zengin, koca koca saraylarında yatanlar,
Halkın alnına çizdiği kara lekeleri görmeyenler,
Gel ey yabancı, dinle bir an bu sesi,
Kahrolası ölümler, içimdeki gizli çaresi.
Kalbimde bir hüzün, çökerdi geceye,
Gizlenmiş acılar, gölgesiyle seyreyle.
Gecenin karanlığı, düşer üstüme ağır,
Bir rüzgar vurdu kapıyı gece yarısı,
Gözlerimde yankılanır eski bir hüzün.
Dolunay parlıyor, aşk sarhoşluğu içinde,
Gecenin sessizliğinde kaybolan bir iz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!