Bana anlatır mısın kendini?
Hangi gölgenin ardına gizledin o sessiz ruhunu?
Söyle, anlatır mısın bana o dilsiz merhameti?
Akşamın o kızıl hüzünleri çökerken omuzlarıma,
Fark ettirmeden, usulca uzattığın o onca yardımı...
Anlatır mısın bu yorgun, bu dumanlı ruha;
Gözleri karanlığa mühürlü,
Ama geceyi kendine basiret sayan bu kör şaire?
Söyle, hangi rüzgâr getirdi o dört kat peçeteyi?
Yemekhanenin uğultulu, o karmaşık yalnızlığında,
Tabağımın kenarına ilişen o sessiz, o örtülü lütuf kimdi?
Ben ki atölyelerin soğuk saclarında,
Kabloların karanlık, o labirent dehlizlerinde ararken nizamı,
Sen, o gizli lisanınla hangi köşeden izledin fırtınamı?
Bir sesin kıvrımında, bir adımın yankısında saklı adın,
Sular sararırken koridorlarda, perde perde solarken zaman,
Söyle, hangi gölgenin içinden bana uzandı kanadın?
Görmek istiyorum artık, evet, görmek...
Gözün o fani, o aldatıcı suretini değil;
Karanlığımın duvarlarına çarpan o vefayı,
O gizli dokunuşu, o dilsiz bakışı temaşa etmek istiyorum.
Hangi harfin, hangi beş vakit sükûtun ardındasın?
Merdivenlerin o yorgun, o kanayan basamaklarında,
Kimin ayak sesidir bu kalbimi ürperten?
Hangi yangından kalma bir tuncun rengidir bu his,
Neden her akşam vakti bu kadar ağırlaşır nefes?
Anlat ki bileyim, bu gizli lisan ruha dolsun,
Dünya körlerin omzuna karanlıktan hırkalar örerken,
O hırkayı omuzlarımdan usulca alan o eli,
Bu dilsiz karanlık artık bilmek istiyor...
Ben seni, yalnızca sükûtun fısıltısında hissetmek değil;
Bütün o perdeleri, o gölgeleri bir bir yırtıp,
Bir kez olsun, sadece bir kez, bizzat görmek istiyorum.
Kayıt Tarihi : 16.10.2026 23:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!