Gökteki Ay, bin yaranın yasıyla eğilir,
Yerdeki taş ki kanlıdır, hangi sessizliği bilir?
Kolunda paçavra değil, şanlı bir kefen şimdi,
Namlu izi bir mühürdür; bekler o asil vatan.
Sınır ki teldi, namustu; şimdi bir zillet kapısı,
Hangi vicdansız nefesle titrer o alçak tapınışı?
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta