Bu gök
eskiden kuşların yoluydu;
şimdi demir yağıyor içimize,
göğün dili barutla konuşuyor.
Şehir bir yaraya döndü,
sokakları sargısız bir beden gibi açık;
her patlama
toprağın kalbine yeni bir çivi çakıyor.
Havada sürekli dolaşan bir uğultu var;
gökten düşen kızgın demir
taşları değil çoğu zaman
insanın hatıralarını deliyor.
Şehir
yanık bir defter gibi kararıyor;
sayfaları kül,
satırları duman olmuş tütüyor.
Ev dediğimiz şey artık
bir adres değil burada;
birkaç duvarın arasında
ölümü bekleyen tuzağın adı.
Bir çocuk her patlamada
oyuncağını biraz daha sıkı tutuyor;
çünkü bazı gecelerde
oyuncaklar bile sığınak olur insana.
Anneler karanlık odalarda
dua gibi fısıldıyor çocuklarının adını;
her isim
gecenin içine bırakılmış küçük bir ışık.
Uyku gelmiyor artık;
çünkü gökyüzü
her an yeniden yırtılacak bir kumaş gibi
geriliyor gecenin üstünde.
Ve insan en çok da
şunu hatırladıkça içten içe yanıyor:
bir zamanlar bu gökyüzünde
sadece kuşlar uçardı.
Şimdi ise her sabah
sağ kalmak bile
sessiz bir mucize gibi doğuyor.
Ama yine de
enkazın, dumanın ve külün içinde
inat eden bir şey var.
Bir gün
aynı gökyüzü yeniden
sadece yağmur yağdıracak bu şehre.
S.GÖL
Seyrani Göl
Kayıt Tarihi : 11.3.2026 21:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!