oturur bir çocuk karanlığın içinde
geçer önünden koca bir ömür
hiç yaşanmamış düşlerinin sessizliğinde
zaman yürür gider,
kalır kendi eşiğinde
o unutulmuş köşede
kaç yarın gömülüydü içinde
bir avuç güneşe sığdırıp göğü
uyanırdı bir çadırın gölgesinde
toplardı akşam olmadan düşlerini
kök salamadan toprağa
yollara karışırdı çocukluğu
daha bir çiçeği tanıyamadan
savrulurdu başka bir mevsime ömrü
düşlerdi bir okul çantası
adının yazıldığı bir defter
harfleri usulca öğreten bir ses
sırasının üstüne bırakılmış
rengarenk kalemler…
oysa zil sesleri uzakta
taşlı yolların ötesinde
başka çocuklar öğrenirken
dünyanın adını
o ezberlerdi ayrılıkların yönünü
ne okuyabildi kendi hikayesini
ne de yazabildi düşlerini
bembeyaz bir sayfaya,
başlamadan bıraktı hayatın yükünü
oyun saatlerinde taşıdı bohçaları
teneffüs yerine uzayıp gitti yolları
tahta sıralar yerine ise
yorgunluğa alıştı dizleri…
silindi ayak izleri birer birer
ne çocukluğu yetişebildi ona
ne de düşleri dönebildi geriye
hangi ufkun ardında saklı
daha yaşanmamış çocukluğu
saatleri unuttuğu bir bahçede
bıraktı çocukluğunu
dinledi masal yerine gecenin soğuğunu
her göçte biraz daha küçüldü içindeki çocuk
her vedada biraz daha ağırlaştı yüreği
bir evin eşiğinde büyümedi
bir mahallenin sokağında ismi seslenilmedi
adını belleyecek ağaçlar olmadı
dönüp gölgesine sığınacağı
tanıdık bir pencere bulamadı
bir yaş gününün sevincini değil
başladı bir sonraki ayrılığın vaktini saymaya
***
çekildi sonra zamanın köşesine
taşıdı dizlerinde bütün yolları
yasladı başını ellerine
oynadı içindeki çocukla
hiç oynanmamış oyunlarını
Kayıt Tarihi : 24.09.2026 13:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
https://www.instagram.com/p/DdqnLWzqx6l/?stkn=M2pkOGg3cWUzYTdm




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!