Göç ( hikaye ) Şiiri - Nedim Saatcioğlu

Nedim Saatcioğlu
942

ŞİİR


16

TAKİPÇİ

Göç ( hikaye )

…kervanlar dizilmemiş… atlar kuşanmamış… develer yüklenmemişti… ama sabaha karşı başlamıştı göç… dokuz ay önce bağlanan düğüm bugün kesilecekti…

…yorgun ve yıpranmış şehrin kokusundan uzakta dağ evinde geçirmeye karar verdi kadın hamileliğini… bebeği iki aylıkken gelmişti buraya… sessiz sakin… gürültüden ve stresten uzakta bir hamilelik geçirmek istiyordu burada…

… babasının mirasıydı burası… çocukluğu ve genç kızlığı bu dağ evinde geçmişti… sonra üniversite hayatı başlamış sadece yaz aylarında gelir olmuştu buraya… babası ölünce de uzunca bir süre gelememiş sonra ara ara genellikle hafta sonları eşi bazen de arkadaşları ile gelir birkaç gün kalır geri dönerdi şehre…
… doğuma henüz 3 hafta vardı… herşeyi ayarlamıştı şehirde doktorunu hastaneyi… dünyaya gelecek bebeğinin kıyafetlerini… hatta doğum sonrası evdeki yatağını bile…

… adam aylardır üzerinde çalıştılları ihale için birkaç günlüğüne şehire inmesi gerekiyordu… doğuma üç hafta vardı ama adam tedirgindi… son günlerinde eşini yalnız bırakmak istemiyordu… ara ara gelen kısa sancılar tedirgin ediyordu adamı…
… daha üç hafta var hayatım bir şey olmaz merak etme… sen git yarın işlerini hallet ertesi gün de dönersin diye uğurlamıştı kocasını…

… keyifli bir kahvaltıdan sonra kısa bir yürüyüşe çıkmış… verandasında kahvesini yudumlarken… kuşların cıvıltısı yankılanıyordu kulaklarında…

… hamile kaldığını öğrendiği ilk gün geldi aklına… can içinde can… kan içinde kan vardı artık…

… günü bazen uzanarak… bazen bebeğinin tekmelerine küçük tebessümler ederek geçirmişti… akşam yemeğini yemiş… biraz televizyon… biraz telefon sosyal medya… biraz kitap derken göz kapaklarına düşen ağırlık onu yatmaya zorlamıştı… gün içinde 2-3 defa konuştuğu eşini son defa arayıp iyi olduğunu ve yatacağını söylemiş… özlem dolu kelimeler eşliğinde kapamıştı telefonu…

… bebeği doğduktan sonraki hayallere düşünerek uykuya daldı…

… göçlerden habersizdi henüz…

…sabaha karşı derin bir sancı ile açtı gözlerini… gün henüz aydınlanmamıştı… gecenin en koyu karanlığında en koyu yalnızlığı hissetti teninde… doğrulup başucunda duran lambaya uzandı… yeniden bir sancı geldi… göğüslerinin altından başlayıp aşağı doğru yüklenen bir ağırlık gibi…
düşündü henüz üç hafta var doğuma dedi… sakince kendini dinledi… evet evet küçük yaramaz blöf yapıyordu annesine… birkaç kısa nefesten sonra tekrar kapadı gözlerini kadın… aradan beş on dakika geçmemiştiki daha güçlü bir sancı ile açıldı tekrar gözleri… kalbi hızlı hızlı atmaya… soluğu yavaş yavaş hızlanmaya başlamıştı… karnından kasıklarına doğru inanılmaz bir baskı ve sırtına doğru yayılan bıcak saplanır gibi bir sızı… sağa sola dönmeye başladı… sonra bir ıslaklık hissetti bacaklarınında… aniden boşalmıştı suyu… bebeği geliyordu… göç başlıyordu…

… önce ne yapacağını bilemeden sakin olmalıyım diye geçirdi içinden… hamilelik konusunda çok şey okumuştu aslında ama doğum esnasında ne yapılır hiç bilmiyordu…

…telefona uzanıp kocasını aradı uzun uzun çalmasına rağmen açılmadı telefon… derin uykudaydı adam… zaten şu an yola çıkta 5-6 saatten önce varamazdı buraya…

…kaderi ile başbaşa kalmıştı kadın… sancılar gitgite sıklaşıyor… kasıklarında duyduğu acı dayanılmaz bir hal alıyordu… Allah’ım ne olur yardım et diye çığlık atıyordu…

… sancılar dayanılmaz bir hal almıştı… ne yapmalıyım Yarabbim ne olur yardım et bana çığlık atıyor… saç diplerinde biriken terler yanaklarından aşağıya yuvarlanırken tuzlu tadı karışıyordu damaklarına… filmlerden öğrendiği kadar ıkınmaya başladı… önce kasıklarında kasılmalar… sonra rahim bölgesinde genişleme hissetti... bu iyi işaret olmalı diye düşündü… bebeğinin göbeğinden aşağıya hafifçe kaydığını hissetti… görebildiği kadarı ile bakmaya çalıştı rahmine… neredeyse dört parmak kadar açılmış olan rahim boşluğu koyu kırmızı kan… sarı bulanık bir su ile karışmış… bütün çarşafa yayılmıştı… ayaklarını yatağın pervazına dayayıp tekrar ıkınmaya çalıştı… gücü gitgide tükeniyordu… her ıkınma bir öncekinden daha kısa ve daha etkisiz geliyordu…

… önce siyah tüyleri gördü kan ve suyla karışık… sonra alnı… burnu… ıkınmaya devam etmeliyim diye düşünde… ağzı… boynu… uzanıp elleri ile kavramaya çalıştı bebeğin boynunu… o an korkunç bir acı ve sızı hissetti rahminde… bebeği neredeyse doğmuştu… son kez kuvvetini toplayarak ıkındı ve aynı anda bebeğinin omuzlarından dışarı çıktığını gördü… o an ne olduğunu bilmiyordu ama rahmi yırtılmıştı kadının… sonra minicik elleri ve pamuk gibi teni ve minicik ayaklarını gördü bebeğinin…

… pembe bir bulut hüzmesinden süzülen ılık rüzğarın… tenine dokunuşu ile omuzundan bir karış aşağıda uzunluğu olan düz siyah saçlarının dalgalanması bir oldu… kenarları pembe oyalarla işli bembeyaz ve upuzun bir elbise vardı üzerinde… renkgarenk çiçeklerle dolu bir bahçenin içinde… Tuba dallarında hüma kuşlarının sesleri yankılanıyordu kulaklarında… sol tarafındaki sehbanın üzerinde bir taç duruyordu zümrüt ve papatyalarla bezenmişti… uzandı aldı ve başına taktı… aynı anda arkadan bir ses geldi döndüğünde muhteşem bir konak gördü… som altından yapılmış olmalıydı… pırlanta…beyaz yakut... akik ve firuze taşlarla süslenmişti… hemen aşağıda bir kapı vardı… kapı yavaşça aralandı hayatı boyunca görmeği bir güzellik ve duruluk onu içeri davet ediyordu… kadın mıydı erkek miydi karar veremedi… kapının üzerinde Cennetül meva yazıyordu…

… ne kadar sürdü bu hülya bilmiyordu ama uyanmalıydı… bebeğinin ona ihtiyacı vardı… gözlerini açtığında bebeği kanla karışık ıslanmış çarşafın üzerinde hareketsiz yatıyordu… can havli ile bebeği kucakladı… aşağı yukarı …sağa sola sallarken aniden ağlamaya başladı bebek… Allah’ım sana çok şükür dedi…
… hemen yastık kılıfını çıkartıp temizlemeye çalıştı bebeğini… yastığı alarak bacaklarının arasına bastırdı… acı… sancı ve ılık bir sıcaklık hala devam ediyordu… bebeğini sol koluna yatırdı… sağ eliyle ve gücünün son damlasıyla memesini çıkardı… meme ucunu bebeğinin dudaklarına yaklaştırdı… bebek iç güdüsel olarak memeyi emmerken kadın Cennetül meva kapısına doğru yürümeye başladı…

… adam 6 saatlik bir yolculuktan sonra şehre varmış direkt ofise giderek yarın yapılacak olan ihalenin dökümleri ile uğraşmıştı… saat 24.00 civarında anca eve gelebilmişti… yarın ki ihale çok önemliydi eğer bu ihaleyi alacak olursa karısına ve kızına çok daha rahat bir hayat yaşatacak ve belkide hayatlarının sonuna kadar parasal sıkıntıları olmayacaktı…

… sabah 09.00 de duşunu alarak evden çıktı… ofise uğrayıp evrakları son kez gözden geçirdi müdürleri ile beraber… hiçbir şeyi atlamak veya eksik bırakmak istemiyordu… saat 15.00 deydi ihale… 14.00 de ofisten ihalenin yapaılacağı otele doğru yola çıktı… çok uzun ve çok çekişmeli geçen bir ihalenin sonucunda saat 20.00 civarı bitmişti ihale ve adamın şirketi kazanmıştı… hemen karısını arayarak müjdeli haberi verdi… hemen yola çıkıp geliyorum canım dedi karısına… kadın hayatım iki gündür çok yorgunsun bu saatten sonra çıkma yola eve git yat dinlen yarın erkenden çıkarsın dedi karısı… haklıydı aslında bu kadar yorgunluk üstüne 6 saat araba kullanmak gerçekten büyüyordu gözünde… eve gitti duşuna aldı gelecek ile planlara daldı neden sonra yorgunluğa yenik düştü gözleri…

… sabah telefonun alarm sesiyle uyandı adam… karısı aramıştı… hemen geri aradı ama telefona cevap veren olmadı… tekrar telefona baktı sabah 04.23 de aramıştı karısı… bu saatte aradığına göre muhakkak önemli bir şey olmuştu… nasıl giyindi evden nasıl çıktı bilmiyordu… aklında yüzlerce cevapsız soru… bir yandan son sürat araba kullanıyor… bir yandan da karısı arıyordu devamlı ama cevap veren yoktu… 4 saatlik bir yolculuktan sonra dağ evine vardı… ortalık sakindi… eşine seslendi ama hiç ses yoktu… kapıya yaklaşıp içeriyi dinledi… kapıyı çaldı yine ses yoktu… omuzlayarak kapıyı kırdı ve içeri girdiğinde korkunç manzara ile karşılaştı… eşi kan kaybından ölmüş… minik bebeği ise annesinin meme ucundan damlayan sütle adeta oyun oynuyordu…

…kervanlar dizilmemiş… atlar kuşanmamış… develer yüklenmemişti… ama sabaha karşı başlamıştı göç…

… ve adam bu göçlere şahit olamamıştı

… ne gelişine ne gidişine…

Nedim Saatcioğlu
Kayıt Tarihi : 6.05.2023 11:08:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!