Gittiler Şiiri - Şahin Kabakuş

Şahin Kabakuş
24

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Gittiler

hani korku, hani vahşet en cesur insanın
nefesini gırtlağından çeker ya
hani ölüm ki, en meşhur insanın
umulmadık anda göz bebeklerinden içeri bakar ya
işte öyle bir çaresizliğin
homurdanarak yaklaştığı bir gece yarısı
o gece adam evde yoktu ama
bir parti veriyordu evde adamın karısı
dışarıda garibanların yüreğini çatlatan karanlığa inat
içeride raks ediyordu dumanların en pis sarısı
derken... korkunç bir ayak sesi!
koca konak sarsıntıdan titriyor
bahçede esrar çeken genç "acep bu neyin nesi"
diyerek bahçe kapısına gidiyor
ardından feryat! büyük bir feryat!
erkeklikten düşürürcesine korkunç manzara
ve adından 'anne' diye sönük bir feryat
çünkü karşısında dikiliyordu belki görülmemiş bir koku abidesi
ama bilemezdi, ölmüş de gömülmemiş
karşısında dikilen kendi öz dedesi

gözleri süngülenmiş, kan düşmüş sakalına
alnının ortasında bir kurşun...
parçalanmış dili göğsüne inmiş
dizlerine dökülmüştü bağırsakları, midesi
ve en vahşi hırıltılardan ürkütücüydü sesi
bir bacağı kalçasından yok
diğerinin üstünde dimdik duruyordu
şimdilik sadece homurduyordu

genç adam kendini konuşmak için
belki bu kadar yormamıştı
"kimsin? "
yüz yıllık bir nefesle ses verdi adam
"evinizin duvarında asılı resmim
kafa kağıdında da yazılı ismim
senin var olmana sebep benim
çünkü ben senin dedenim
anneni imdada çağırma yavrum
zaten çağırsan da duymazdı
onda seni duyacak ruh olsaydı şayet
senin gibi bir evlat doğurmazdı"

korkuyordu genç, korkuyordu bu halden
kapıyı örtüp içeri kaçmayı düşünüyordu belki
fakat gücü çekilmiş, yüz üstü düşmüştü
kolundaki dövmeler dahi, korkudan
kolundan sıyrılıp toprağa gömülmüştü
boynuna kolye diye astığı zincir
eşiğin dibinde kaderini bağlıyordu
genç adam ağlıyordu

"sen sormayacaksın belli niçin geldiğimi
bari ben söyleyeyim seni götürmek için geldiğimi"

kimi pişman olsa da doğduğuna, doğacağına
kendini pek de kolay atamaz ölümün kucağına
ama genç göbeğinden bağlanmıştı dedesine
birisi seke seke, birisi sürünerek
nihayet geldiler şehitler tepesine
orada toprak açılmıştı gül gibi
bir dünya yıkılıyor bir dünya kuruluyordu
mezar taşı yoktu ama
mezar başında bir memleket duruyordu

"ey evlat!
bu memleketin medar-ı iftiharıyım şimdi ben
benim soyumdan ki anan gibi biri geldi, madem
sen de onun oğlusun, senden geleceklerin yüzünden
bırak beni, kan ağlamaz mı benim dedem"

genç, elini koydu kalbinin attığı yere
bir ihtiyara baktı, bir de yattığı yere
uzandı dedesinin ayak ucuna nur içinde
şimdi şehitler tepesi huzur içinde

onlar gitti, cevap versin kalanlar
kim çekecek sahipsiz kalan memleketin ahını
ve kimler ödeyecek bu neslin günahını?

(1989 - Erzurum)

Şahin Kabakuş
Kayıt Tarihi : 25.12.2008 19:25:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Şahin Kabakuş