GİT
Ruhumun dehlizinde bir devrin infazı var;
Bu gidiş ne ilk sürgün, ne de sonuncu firar!
Yıkılsın sarayların, kalsın o viran tahtın;
Kime ne feryadından... Kara yazılmış bahtın!
Güneş doğsa ne çıkar, ufkun zaten kararmış;
Gül diye derdiklerin, meğer birer efkarmış...
Adım adım yaklaştın o muazzam boşluğa;
Mahkûmsun artık ebed, bu dilsiz sarhoşluğa.
Yollar kessin önünü, çöksün zifiri gece;
Dilinde kördüğüm ol, çözülmeyen bilmece!
Sen kendi gurbetinde kaybolurken sessizce,
Uçurumlar yankılansın ruhunda... İnce ince...
Ne bir iz bırak arkanda, ne de bir hıçkırık;
Zamanın sinesinde her vuslat, bir hazırlık.
Kırılsın kandillerin, sönsün sahte ışıklar;
Terk et artık burayı; sussun bütün âşıklar!
Yıkılsın üzerine ördüğün fani tabut;
Kalır mı sanırsın bu ah, bu sağır sükût?
Hüküm kesin, mühür sert; yok bu işin ortası...
Kopsun artık bu bağın en zayıf son halkası!
Ne bir kelam kâr eder, ne dilde eski feryat;
Çatladı bak, sabrıyla örülen o kâinat!
Vakit daraldı artık, koptu kopacak kıyam...
Sana mülk değil artık bu dert, bu dar-ı makam!
Ebedi bir gurbete, meçhule sürgün yolcusun;
Bırak ki bu hüsranın, kendi içinde boğulsun...
Merhamet kapısı ölümden önceki son çıkış
Rahmeti RAHMAN olana iltican olsun yakarış.
Hüküm verildi bugün; ne mühlet var, ne ümit...
Kapat kapılarını... Sonsuza kadar...
GİT!
✍️Nûrferah / Züleyha AKTAŞ
Tarih: 02/05/2026 - Saat:12:45
Kayıt Tarihi : 2.05.2026 15:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!