Gidişinle devrildi gökyüzü Şiiri - Murat ...

Murat Ülkü
1648

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

Gidişinle devrildi gökyüzü

Gidişinle devrildi gökyüzü, yıldızlar bir bir gözüme battı,
Ciğerimde sönmeyen o yangın, her nefes zehirli bir ağıttı.
Hangi yana baksam puslu bir mezar, hangi yolun sonu uçurum?
Ben senin yokluğunda her gece, kendi cenazemi kaldırıyorum!

Duvarlar kusuyor sensizliği, odalar dar geliyor ruhuma,
Bir cellat gibi çöktü hasretin, hançerini dayadı şah damarıma.
Mevsimler küstü, çiçekler soldu; güneş doğmuyor artık göğe,
Sen gittin ya; dünya karanlık bir kuyu, hapsoldum bu sessizliğe.

Yaban ellerin soğuk rüzgârı, bıçak misali saplanır bağrıma,
Kimsesiz sokaklarda ismin çınlar, kimse ses vermez çağrıma.
Sıla dedikleri bir avuç kormuş, yandıkça küle dönüyor özüm,
Yollar uzadıkça tükenir umudum, kan ağlıyor iki gözüm.

Bu gurbet dedikleri, diri diri gömülmekmiş meğer dar bir mezara,
Hangi tabip el atsa kâr etmez, merhem sürülmez bu derin yaraya.
Anamın duası, yârin kokusu kaldı o tozlu yolların ardında,
Ben can çekişiyorum sessizce, bu zalim gurbetin kör karanlığında.

Sana bu satırları, ruhumun çekildiği o derin kuyudan yazıyorum,
Her harfte biraz daha eksilip, kendi mezarımı ellerimle kazıyorum.
Belki aylar sonra duyarsın adımı, bir yabancının titrek sesinden,
Belki bir ilan görürsün ansızın, ya da acı bir haber resmimden.

Cenazeme yetişemezsin sevdiğim, yollar fersah fersah engeldir bize,
Ben kara toprağa verilirken, sen hapsolacaksın o bitmez denize.
Tabutumun sapına bir dost eli değer, senin ellerin uzanamaz,
Yüreğin sızlar da feryadın duyulmaz; bu hicran artık onarılamaz.

Mezarımın başında diz çökerken, nafile bir hıçkırığa boğulursun,
Hangi uçağa binsen, hangi yola düşsen; sonunda geç kalmış olursun.
Ben toprağın altında seni beklerken, sen üstünde diri diri öleceksin,
Yetişemediğin o son vedanın azabını, mahşere dek çekeceksin!

Vasiyetimdir; eğer bir gün gelirsen o isimsiz taşın başına,
Sakın dokunma toprağıma, kıyma o dökülen kanlı gözyaşına.
Mezar taşıma "Yetişemedi" yazdır, herkes bilsin bu kara yazıyı,
Sırtında bir ömür mühür gibi taşı; açtığın bu onulmaz sızıyı.

Rüzgâr eserse saçlarına, bil ki o benim son soluğumdur,
Bu sessiz vedanın her saniyesi, senin bitmeyecek mahkûmiyetindir.
Ben sustum artık, söz bitti, toprak örttü tüm feryatlarımı,
Sana bıraktım bu gurbeti, bu ölümü ve bu bitmez ahlarımı!

Murat Ülkü
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 19:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!