Bir sabah, kuşların sustuğu o gri vakitlerde,
Sırtımda bin yıllık bir kambur gibi bu kenti taşırım.
Hangi kapıyı çalsam yüzüme kapanır bin bir kilit,
Ben kendi yangınımda, kendi külümle barışırım.
Ve sonra bir bakmışsın, ne bir selam ne bir veda;
Gömleğimin kollarını sıvar, ölüme bile karışırım.
Çünkü bu sokaklar artık benim adımı hecelemiyor,
Çünkü bu kaldırımlar adımlarıma dar geliyor artık.
Dost bildiğim aynalar bile yabancı bir yüz satıyor,
Yüreğimde büyüttüğüm o koca çınar devriliyor artık.
Bir fırtına kopuyor içimde, gemileri çoktan yakmışım;
Limanlar duman altı, pusulam ihaneti gösteriyor artık.
Ama durup bakınca geriye, sızım sızım sızlar sol yanım;
Çünkü bir çocuk ağlar içimde, elinde kırık bir oyuncak.
Sorarım kendime; hangi rüzgar savurdu bizi böyle,
Hangi yabancı kucak bizi bu saatten sonra ısıtacak?
Şimdi her mevsim ayaz bana, her çiçek biraz boynu bükük,
Yüreğimde sönmeyen o yangın, artık sadece ağır bir yük.
Ve ben, cebimde kurumuş bir gül dalıyla sessizce;
Seni bu yalnızlığın tam ortasında, terk edip giderim...
Siz yine de beni anlamadınız, belki hiç anlamayacaksınız,
Benim sevdamın lügatinde "pes etmek" yazmazdı oysa.
Şimdi bir tütün sararım, dumanı ciğerime dert olur,
Dünya dediğin şu sahne, üstüme yıkılsa ne yazar?
Hadi toplayın neyiniz varsa, anılarınızı da alın;
Gözlerimde biriken o son yağmurla, barajları yıkarım.
Sizin olsun bu tahtınız, bu tacınız, bu yalan sevdanız;
Ben çeker giderim, gerekirse kafama sıkarım giderim!
Giderim elbet; ardımda tek bir iz, tek bir gölge bırakmadan,
Yaralı bir aslan gibi, kendi yaramı gururumla sarıp giderim.
Kimse sormasın "Nereye?" diye, yolum uçurumlara çıkar,
Ben bu kenti, bu gece, bir kibrit çöpüyle yakarak giderim.
Şiirler kalsın geride, besteler yarım, düşler yaralı;
Hadi eyvallah... Ben kafama sıkarım giderim!
Kayıt Tarihi : 4.2.2026 00:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!