Gecenin bir yarısı mürekkep olur kanın
Eline kalemi değil
Sanki hançeri alırsın
Yüreğinden sızanları bir bir dökersin beyazın soğukluğuna
Yalnızlığını, o görünmez omuzlarındaki bin yıllık hamallığını
Karalarsın işte...
Seni uykusuz bırakan o kördüğümleri
Beynindeki dipsiz girdapları
Öyle bir hırsla dökersin ki içini
Sonra bir utanç kaplar ruhunu
Sanki herkes okumuş gibi
Korkar, paramparça edersin o kağıdı...
Oysa sadece bir el uzansın istemiştin o karanlığa
Biri tutsun, "anladım" desin bu dilsiz feryadı
Şimdi bu ağır yükle ne yana dönsen
Gecenin karanlık siyahı
Bir başkasının yarasını görünce kendi sızından utandığın
O meşhur aynada kendini bulduğun vakit
Dünyadan vazgeçmenin aslında nefse bir isyan olduğunu sezer
Doğrulursun yerinden...
Suyun serinliğiyle yıkayıp dünya kirini
Durursun o sonsuzun huzuruna
Bu kez kağıda değill
Arş'a yayarsın bütün sırlarını
Yüreğinde huzurun ilk kıvılcımları çakarken
Gözyaşlarınla imzalarsın o en samimi tövbeyi
Ve sana kalan, o devasa hiçliğinle
Omuzlanıp hayatı, yürümek olur sonsuzluğa...
©
10 Mart 2026
04:39
Kayıt Tarihi : 11.3.2026 22:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!