Garipler yurdunun ocağı,
Vahşetin, o kanlı bıçağı,
Karanlık gecenin bucağı,
Sonunda parlayan o ışık.
*
Maziden süzülen acılar,
Dertleri söyleyen bacılar,
Her yanda, kanayan sancılar,
Sağında solunda, avcılar,
Pusuya yatmış, o yırtıcılar.
*
Emeği sömüren, o kurtlar,
Kötülük peşinde, koşanlar,
Garibe elini kalkanlar,
Düşkünü gözleyen, o leşler.
*
Mertliğin yurdudur, bu toprak,
Al rengi, hiç solmaz bu bayrak,
Yüce dağ bizlere, son durak,
Cesaret, bitmeyen bir ırmak.
*
Ağır yük, kör kuyu, sert taşlar,
Altında ezilen, kardaşlar,
İçimde büyüyen, sırdaşlar,
Her sabah, yeniden gün başlar,
Göklere yükselir, bak kaşlar,
Doğacak, güneşler ve yaşlar.
*
Yabancı postallar basınca,
Toprağa, can suyu akınca,
Öfkeyle, maziye bakınca,
Direnir bebeler korkusuz.
*
Sabrını zorla sen, sonuna,
Eğilme, girme hiç koynuna,
Benzersin, o yüce boyuna,
Bitecek bu hapis, yakında,
Son verin, bu vahşi oyuna.
*
Elbet hak yerini bulacak,
Emekle, mermerler dolacak,
Abide, göklerde kalacak,
Sonunda, o vakit gelecek,
Ufukta, aydınlık gülecek,
Zorbalar, o günü görecek.
*
Zinciri kır artık, ey insan,
Duyulur sesin, her bir yandan,
Vazgeçme, o kutlu davadan,
Korkusu kalmadı, yaradan.
*
Yeşerir, bozkırın düzünde,
Gerçeği görürsün, yüzünde,
Hürriyet, milletin özünde,
Duracak, sözünün izinde.
Kayıt Tarihi : 3.2.2026 22:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!