FUTBOL ŞİİRLERİ

FUTBOL ŞİİRLERİ

Ahmet Kemal

07.09.13 (Cumartesi)

Günlüklerime ara verdim. Yaşamak yazmanın önüne geçti. Önce tayin sonra düğün ve nihayet taşınma. Hepsi üst üste geldi. Senet’ül- hüzün mü desem, senet’ül -surur mu desem kararsızım. En zoru kız vermek. Ama Allah’tan bir hafta arayla gelen taşınma olayı bana onu unutturdu.
Şiir yazamıyorum. Oysa geçen yıl ne kadar verimli geçmişti. Bu Ramazan çok az birkaç örnekle kapandı. Söyleşi yazılarına bile vakit bulamıyorum. Konu başlıklarını defterime kaydediyorum ama yazmaya fırsat bulamıyorum. Yazmak mı yaşamak mı söylemi burada cevabını buluyor ve yaşamak gerçekten yazmanın önünde gidiyor.
Orhan Pamuk 'yaşasaydım yazamazdım' diyor ki doğru bu. Biz ancak yaşamadığımız zaman yazarız. Hayat bize sırt çevirince biz de onu sırtından bıçaklarız. O ölür biz hayal dünyasında yaşarız. Gerçek hayat yerine hayallerle avunuruz. Ne diyor büyük şair Yahya Kemal ‘geçmiş zaman olur ki hayali cihana değer.’ Ya’ her yazı yazılmasa da olur diyen ‘ akl-ı evvel sanatçıyı ne yapacağız. Yazıcıoğlu’na bu kitabı nakşedeceğine bir insan nakşetseydin diyen Hacı Bayram-ı Veli’nin söylemini ne yapacağız?
İşte ben de yazamadığım günler hep bunu düşünürüm. Yazmak mı yaşamak mı? İşte en büyük mesele. En çok da okuyamadığıma üzülüyorum. Gazete ve dua kitabım dışında face, Google plus ve internet haberleri dışında hiçbir şey okuyamıyorum. Eve yerleşememek sorunların bitmemesi, eksiklerin tamamlanamaması, ardında yeğenin düğünü, hepsi hepsi beni okumaktan alıkoyan şeyler.
Adamlar yine bir eylem planlıyorlar. Yok diren geziymiş yok diren ODTÜ imiş. Adamlar yol yapımına karşı eylem yapıyor. Bu kafa yıllarca gerici dedikleri adamların yenilik ve yatırım yapmasına tahammül edemiyor. Dün köprüye karşı çıkıyorlardı bu gün de hem köprüye hem hava alanına hem yol yapımına karşılar.’ Çarşı her şeye karşı’ tam da bunları ifade ediyor. Kendilerine son model futbol sahası hediye eden bir iktidara karşı statlarda eylem yapıyorlar. Biz bu ilkel statlarda oynamaktan büyük zevk alıyoruz diyorlar. Biz pislik böceği gibi kendi pisliğimizde boğulmak istiyoruz diyorlar. Yapılan bunca hizmeti görmüyorlar isyan ediyorlar. Bunca nimete nankörlük ediyorlar.
..

Devamını Oku
Yusuf Bulut 2

Ben sporu severim,
Spor futbol olmazsa.
Onla ilgilenirim,
Spor futbol olmazsa.

Çünkü gerçektir esas,
Hayale yer vermez as,
..

Devamını Oku
Olgun Ekinci

…………… Sanki yer yarıldı içine girdin, bense çaresiz, tükenmiş, bitmiştim ararken seni ve en acı en kötü günlerim yıllara yayılarak sürüyordu kaybolmuşluğunda… Yolu, çıkarı olmalıydı sana ulaşmamın, yitirirken hafızamı son kozlarını oynayan kumarbaz, alt kümeye düşmemek için son maçında canına dişine takan bir futbol takımının oyuncuları canhıraş mücadelelerinde yaşamla ölüm arasında ince çizgide nasıl hissederse çırpınırcasına... Öyle çırpınıyor, koşuyor, tökezleyip düşüyorum ve yeniden kalktığımda ayakta duracak, koşacak, konuşacak gücüm kalmıyor t-ü-k-e-n-i-y-o-r-u-m …

…………… Enerji toplamaya çalışırken takıldığı bütün aletlerde işlevini yitirip boşalmış dünyanın en küçük pili oluyorum, çöpe atılmaya gerek dahi duyulmayan, rastgele savrulan herhangi bir yere… Bilsem orada olduğunu, duymasam da hissetsem sadece, yere basarken birisi gelse ayak sesinin tamam diyeceğim, devam edeceğim esrik, savurgan, serseri, susmak onurları olan insan kütlelerinin içindeki yaşar gibi yaptığım yaşantısız soluklarıma… Gün içerisinde alacağım tek soluk yetecek okyanuslarca uzaklığa rağmen…

…………… Veriler topluyorum küçüklüğümden bugüne sakladığım, gençliğimde kupon biriktirip kuyruklarda rezilce bekleyerek aldığım ansiklopedilerden… Bu mevsimde susuz da kalsalar kır çiçeklerinin bu esarete birkaç gün dayanacağına, solmayacağına dair doneleri iliştiriyorum yitmek üzere olan belleğime… Ve hafta sonları yanından geçerken hep seninle ilişkilendirdiğim rengarenk çiçeklerin tezgahta kalanlarının tamamını satın alarak kutunun içerisine ellerimle yerleştiriyorum, sana ulaştığında tek yaprağı dahi zarar görmeden ilk andaki görüntüsü ile ve açarken kokusunu içine çek diye… Orda yoksun biliyorum, nerdesin bilmiyorum ama sana ulaştıracaklar, haber verecekler biliyorum… Orada olmamanın haklı gerekçelerinin olduğunu aklıma asla getirmiyorum, getiremiyorum ki… Kaç gün geçti bilemiyorum, bildiğim sadece yokluğunda senin yerine teslim alınan koli… Ne kutlama şiirlerime yanıt, nede eline geçtiğinden emin olmadığım çiçeklerden bir haber alamıyor, gecenin sessizliğine hıçkırıklarımı ekleyip yorganı ilk kez başımın üzerine çekiyorum…

…………… Tahrip gücü en yüksek seviyede bombaların beynimi parçalayan uğultularıyla yataktan yere düşmek üzereyken uyanıyor, kara kışın ortasında terlerimi siliyorum gördüklerimin deli eden etkisini gözlerimin önüne seriyorum birer birer ve atlamadan kaybetmeden hiçbir kareyi… Biliyorsun ve biliyorum hep tersine çıkmaya yorumlanır rüyalar biz hariç ve gördüklerimiz gerçektir tersi doğrudur ütopik rüyalarımız. Yoksul insanlara yardım için dost olamayacak dostlarınla günlerdir koşturuyorsun kentinin sokaklarında, caddelerinde, tanıdığın tanımadığın işyerlerine girerek bir bilet bir bilettir diyerek ve şaşarak kendi direncine enerjine durmamacasına… Uzun, altın yeleli saçlarından sağanaklarla süzülen yağmur tanelerinin tenini, bedenini esir alacak olmasının umursuzluğunda, yüreğindeki insanlık onurunu dışa vurarak, anaç ve melek yüreğini sergileyerek… Sonrasını hatırlamasam da olur, o dinleti sonrası günlerdir bronşit esaretinde ve yine yardım istemeyen umarsız davranışlarına kimliğini ekleyip kıvranıyor, öksürüyor, öksürdükçe ciğerlerinin parçalanmışlığını sergiliyorsun rüyamda… Neden, niçin? Diye sormuyorum yanıtsızlığımda sevmediğin soruları sormam bilirsin… Bilirsin de bir haber vermezsin merakımda, bilirsin de ses, nefes vermezsin dünya başıma yıkılıyor sandığım ve hissettiğini bildiğim anlarda…
..

Devamını Oku
Nevzat Bilgiç

' Ruhi Kocatürk ' e İTİA... Divrik ' li... '

Sivas - Bedirli, Ulaş, Karayün, Karaçayır,
Futbol da bir yarıştır, bağır Yiğitim bağır! ...
Karabel ve Celalli, Hafik ile Doğanşar,
Her Birlik Çağrısı ' na, asla demezler hayır! ...

..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Taraf / Karşı Taraf

Taraf olmak özgürlük elbet. İnsan dilediği kişiye ya da ideolojiye, dine, hatta futbol takımına taraf olabilir. Böylece kendi aidiyetini tatmin eder. İdeal olan ise tüm güzelliklere taraf olmak. Bunu başaranlar Yunus, Mevlana gibi zatlar olmuş.

Taraftarlık içselleştirilmezse taklidi olan taraftarlar radikalleşir ve kraldan çok kralcı olur. Yani sadece taraf olur, hatta neye taraf olduğu dahi önemsizdir. Taraf olup şiddetle savunmak yeterlidir onun için.

“Karşı taraftarlık” konusu çok daha ilginç. Çünkü karşı taraftarlığı belirleyen bir taraf vardır ve karşı olanlar o başkasının belirlediği bir tarafa karşı duruş sergileyerek güya kendi taraftarlığını oluşturur. Aslında kendi tarafı yoktur. Karşı olarak kendine bir yer edinir. Bunu da karşı olduğu taraf belirler tabi ki. Bunu siyasal partilerde gözlemledim; bazı partiler kendi misyonlarıyla çıkar bazıları da başkasının misyonuna karşı çıkar.
..

Devamını Oku
Aydın Gürz

Beslemiş büyütmüş içinde kini,
Uzak görmüş hep sevgi nefesini,
Bilmiyor öğrenmemiş sevgi demesini,
Kinle büyüyen çocuktan ne bekliyorsunuz.

Yastığı altında hep olmuş bıçak.
Mutluluk soğuk, nefret kadar sıcak,
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

O Dedi Yanında Mıydın Ne Dedi

Hukukta, “Görgü şahitliği” vardır! Şahitlik, başkasından nakille olmaz! Şöyle bir şahitlik olmaz, biri dese; “Rahmetli Cezmi abiden dinledim, Rıfkı’yı Rıfat öldürmüş! ” Bu görgü şahitliği olmaz işte! Sadece bir fikir verir bu ifade, sonuç doğurmaz! Çünkü ikinci el nakildir! Bir nesil geri doğru bile söylemler nakledilirken etkisini yitiriyorken “Orta Çağ” dan günümüze gelen dedikodu türünden kutsal bilgilere, çok önemli olan bireyin inancı teslim edilmemeli.

Şu dedi, o dedi, bu dedi! Ne biliyorsun, yanında mıydın; ne dedi? Günümüzde bile bir söz, bu kadar çok iletişim araçları ve kayıt aletleri varken çarpıtılıyor; eksiltilip, üzerine eklemeler yapılıyor. "Orta Çağ" dan günümüze gelen dedikodularla mı yol alacağız?

Televizyonlarda veriyorlar gazı. Kim söylemiş, ne zaman söylemiş? Delil yok, olsa da kutsanmış ve aksi iddia edilemeyen kabuller sadece. Dedi ve herkes inandı türünden şeyler... Hepsi cevapsız, sadece eleman anlatıyor; "Adem elma yemiş, Havva demiş! " Bir tane delilleri yok. Delil de eski kaynaklar! Delil kutsanır, aksini iddia etmeyi yasaklarlar ya da ayıplarlar; olur sağlam delil. Aksi iddia edilemeyen bir şeyin doğruluğu da şüphelidir ki...
..

Devamını Oku
İsa Yazıcı

Futbol oyununun
Kırk beşer dakikalık
İki devresi
Arasında verilen
On beş dakikalık
Dinlenme süresi.
Basketbol veya voleybolda
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Bulduğunu Bildiğine Vermek 3

İlk yazımda Annemin babama veya bize kızdığında “Bulduğunuzu bildiğinize veriyorsunuz! ” sözünden yola çıkıp yazacağım demiştim. Şimdi devam ediyorum bildiğimi bulduğuma vermeye ve size bir evren modeli sunacağım.

Her şey bir noktadan başladı! Nokta ise hiçten!
“İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? " (Meryem; 67)
Bir nokta diğeriyle arkadaş olunca çizgi; noktalar bir daire şeklinde sıralanınca çember oluşuyor! Daire şeklinde sıralanmasının sebebi ışığın davranışında gizli! Işık hem tanecik hem de dalga özelliği gösteren ve kütle çekimine boyun eğen bir madde. Nur ile karıştırmayalım Nur, “Karanlık madde, enerji” olarak varlığı bilinen ama ölçülemeyen; ruh, data, ben, o, ene, kün şeklinde etkisi bilinen bir şey! Ben maddi evreni anlatacağım. Yani ışık davranışından maddi evrenin şeklinin nasıl oluştuğunun felsefesini yapacağım!
..

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

‘’Anayasa işi petrol bulmaktan daha zor’’ diyen dili eşek arısı soksun desem de sokmuyor işte. Ve bu kaçıncı artık! Anayasa hissi bu kirde odunlaşmış bu insan başbakan yardımcısıymış. Ağlamıyorum. Bu odun ruhun bir devlet işinde varlığıyla akıl hastanesinde mi olduklarını sordum kendime. O ruha acınır bir laf söylemeye….

Ya Türkiyem? Onun hali bunlarla ne olacak? Tanrım! Ağlamıyorum. Yalvarırım bir düşünce olanağı yarat bana. Bunlar hangi heyeti bu işe hangi şartlarla koştular ki, düşünmeye ürperiyorum… yeter be! Yeter bu köhnelik! Yeter bu kadar berbatlık! Daha ne kadar kütüklük düşkünlüğü sergilenecek? Allah’ım şu mübarek ramazan ayında sevgi duygum ağlıyor, sevgim ağlıyor, ağlattırılıyor acımasızca… Tutuklat şu dilleri, bitsin şu kütüklük… bu ayıplar nereye varsın daha? Alınsın ellerinden Anayasa artık! Alınsın! Alınsın!

Bu kütük okuma yazma biliyor üstelik. Anayasayı bir torbaya koyup tekmeleyecek iştahıyla, 10 günlük bebeği torbaya koyup 4 kişilik futbol keyfinden ne farkı var arasında? Hiç mi benzerlik gören yok Allah aşkına? Şiir ile koklaşıyoruz dedik hani? Şair ne yapar? Yazar ne yapar, kimdir medya, ne yapar savcı, hakim, hekim? Ne oluyoruz? Kimiz? Nerdeyiz?

Allah denilen en mübarek aydayız! Merhamet! Allah’ın aşkı için merhamet dileniyorum ben! Yalvarıyorum, bu kütüklükle ele, ağza alınmasın Anayasa!
..

Devamını Oku
Rıdvan Yamuç

Çankırımıza hizmet veriyorsunuz
Şişmanları gram gram zayıflatıyorsunuz
Zayıflarıda müzikle dinç tutuyorsunuz
Her gelenide misafir ediyorsunuz

Tarih sayfalarına skorları yazıyorsunuz
Yer geliyor futbol oynatıyorsunuz
..

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Gıcık kaptığınız sevmediğiniz bir sürü olay ve bir sürü insan ile karşılaşmıyor musunuz sizlerde zaman zaman? ''Ooooo hem de o kadar çok ki aklınız dimağınız durur.'' dediğinizi duyar gibi oluyorum. Altı yedi milyar insan varsa şu yaşlı dünyamızda, altı yedi milyarda değişik karakter var demektir. Haliyle her insanı sevmek mecburiyeti yok, kendinizi zorlasanız bile olmayınca olmuyor. Çoğu zaman insanlara karşı ön yargılı olmamaya çalışırım, tanımaya çalışırım önce insanı, bir kaç davranışını gözlemlerim, esnaf olduğumuz için tanış olduğumuz insanlar çok haliyle...



Hani Tarkan'ın eskilerden bir şarkısı vardı ''Kıl Oldum Abi'' diye... Bazı insanlar gerçekten kıl ediyor insanı ve ben de onlara bu şarkıyı söylüyorum. Kıl oldum abi, kıl oldum amca, kıl oldum teyze, kıl oldum arkadaş. (Burada ki teyze, amca akraba olanlar değil tabi ki) Belki zaman zaman bana da kıllananlar olmuştur, olacaktır da, bunun önüne geçemezsiniz. Hiç birimiz dört dörtlük insanlar değiliz haliyle... Anlatayım bakayım size hangi insanlara niye kıl olduğumu, siz de belki bana hak verirsiniz. Böyle adamlara biz de kıl olurduk tanışsaydık eğer, dersiniz.


..

Devamını Oku
Fevzi Günenç

Deliceler: 43 YEŞİL KART

Arkadaşın biri maça götürdü beni
ilk kez izledim futbolu…
Futbol, ayak topu demekmiş
ayaklarını kullanarak kırıyorlar
oyuncular birbirlerinin
..

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Sıradan bir günde, kalabalık bir caddede, öğle sıcağında sallana sallana yürüyordum. Karşıdan gayet laubali bir şekilde iki genç kız, ellerinde de sigara tüttüre tüttüre bana doğu geliyorlardı... Ha bir de pantolonları yırtılmış, aslında yırtılmamış da modaymış sonradan öğrendiğime göre. Bir kızdım bir sinirlendim, onların o halini görünce, küfürde ettim. Ama içimden yüzlerine karşı... Ne yapayım elimden başka bir şey gelmiyordu o anda...



Daha değişik sıradan sayılan başka bir günde, evimin olduğu yerden minibüse binmiştim. Konuşma aksanı da bozuk bir adam, cep telefonu ile bağıra çağıra konuşuyordu. Ben de dahil arabada ki herkes rahatsız olmuştu. Cinlerim tepeme çıktı, sinirlendim, yüzüm gerildi, dişlerimi birbirine kenetlemeye başladım. Bir elim ile öbür elimi ovuşturur oldum. Sonra ''Hay ben senin yedi sülaleni diye sayacaktım ki, boş veeer Ahmet dedim dalaşma bu kıro ile neme lazım itin teki gibi.'' bastım kalayı yine içimden yüzüne karşı...


..

Devamını Oku
Rıdvan Yamuç

Suyun kireçli olsada
İnsaları birbirini istemesede
Ceplerinde fazla para olmasada
Yine seni seveceğim Aziz Çankırım

Tepelerinde ağaç olmasada
Camilerinde fazla cemaat olmasada
..

Devamını Oku
Ozan Rari

Hasanım ile benim için adeta birer abi olan bu iki delikanlı ile çok güzel günlerimiz geçti beraber
Kimi zaman oyanan bir futbol müsabakı veyahut odada izlenen bir film onlarla beraber
En unutulmazı aslında yemek yerken yada kavhe içerken veya gecenin bir vakti odanın kapısı çalındıktan sonra girilen sohbetlerin en derinleri, koyuları
Karşılıklı verilen tavsiyeler, edilen nasihatler hele edilen yardımlar nasıl unutulabilirki! ! !
Geçen o koskoca sene dopdolu hatıralar ile
Paylaşılan onca şey
Gülünen onca hatıralar
..

Devamını Oku
Kürşat Çek

İçim sıkılıyor, daralıyor, bunalıyor.
Kimseyi istemiyorum yanımda,
bir o kadar da istiyorum aslında, herkesin yaptığı her şey batıyor.
Kafama sıkmak gibi bir ruh halinde oluyorum bazen, ama silah bulamıyorum.
Bir futbol sahasına girip 'tekmeye kafa atasım geliyor, parçalamak için' o da olmuyor..
Kendimi yaksam hani diyorum benzin döküp, benzin alacak param yok neyin kafasındayım..
Bir binanın en üst katına çıkıp atlasam, yok o da olmaz yükseklik korkum var..
..

Devamını Oku
Kürşat Çek

Gittiğinden beri; Bütün işim seni sevmek başka bir işe yaramıyorum. Kimseyi sevemem, özleyemem hiç, oturup düşünürüm sadece düşünürüm. Öyle çok şey düşünürüm ki kendimi düşünmem hiç. Sürekli seninle ilgili şeyler oynatırım aklımdaki medyada, oynatırım tam öptüğün yerde ‘’Pause’’ yaparım.. Kalırım saniyelerce,dakikalarca,saatlerce.. O anı hafızamdan silemiyorum, çok büyük yer kaplıyor çok..

Gittiğinden beri; Sürekli sayısal loto oynuyorum, iddaa oynuyorum, milli piyango bileti alıyorum kendime. Bir gün zengin olacağım ve senin yanına geleceğim. Çünkü nereye gittiysen artık, hiçbir otobüs beni oraya götürmüyor. Bulamıyorum seni dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ülkesinde, hiçbir şehrinde, hiçbir sokağında..
Çocukluk yapma artık, çanak çömlek patladı.
Çık neredeysen..

Gittiğinden beri; İnsanları mutlu etme yollarını arıyorum, çünkü biliyorum mutluluk diye bir şey var, bazı insanlar olabiliyor ve ben o bazı insanlar içerisinde değilim. Geçenlerde el ele yürüyen bir çift gördüm gittim yanlarına ve dedim ki; ‘’Allah razı olsun, acıma acı kattınız..’’ Biraz garipsediler, tuhaf bir ifadeyle baktılar. Acıdılar sanırım bana, üzüldüler. Halimi gören üzülüyor işte.. Ama olsun olsun yıkılmadım.
..

Devamını Oku
Erol Güngör

“ Öncelikleri değiştirmektir sevmek..”Bu söz, yazar Hasan Gökçe’nin bir yazısında geçiyor..
Bence, diğer bir değişle sevmek, gerektiğinde sevdiği kişi için önceliklerini değiştirmektir.
Bir Denizli Dergisinde Hüseyin Gökçe isimli yazarın Bir Denizli Öyküsü isimli yazısında geçiyordu bu cümle. Öykü kısaca şöyle: Birbiriyle samimi dört arkadaştılar. İkisi erkek ikisi bayandı. İki çift güvercin gibiydiler. Muharrem Zeynep’in, Hasan da Meral’in yarım elması, ayrılmazıydı. Karşı cinsler birbiriyle, dördü de kendi içinde “Kanka” idi. Her fırsatta birlikte olmaktan, aynı sofra etrafında buluşmaktan, oturup saatlerce konuşmaktan keyif alırlardı. Sorun üretmeden, mazeret belirtmeden onlardan birinin birlikte paylaşabilecekleri bir öneriye (örneğin sinemaya gitmek gibi, falanca yerde yemek yemek gibi) , diğerleri karşı çıkmıyor, uyum gösteriyordu. Birbirlerinin önceliğine saygı duyuyor, önceliklerini yer değiştiriyorlardı.
Arkadaşları onlara muhteşem dörtlü diyordu..Onların anladığı sevgide, niçin, nasıl, nerede gibi soğuk tavırlı isteksiz sorularla işi yokuşa sürmek yoktu. Bu sorular hemen gelme ve katılma isteği için buluşmayı kolaylaştırmak için kibarca ve arzu ile sorulabilirdi. Sevdiğin insan gel diyorsa geleceksin, saçını değiştir diyorsa, hiç soru sormadan değiştireceksin. Çünkü asıl amaç, sinema, yemek, piknik değil, beraber bakmaktır aynı pencereden. Sorular, sorgulamalar peşi peşine gelmeye başlayınca, sevginin büyüsü bozulur. Sevdiğin kadar sevilirsin..Aldığından fazlasını verme gayreti göstermeyen sevgi cimrileri, aslında sıradan çıkarların izlerini sürüyor demektir. Bir Cuma akşamı bu dört arkadaş sinema önünde buluşmak için sözleştiler. Hanımlardan biri filmi daha önce gördüğü halde, gurubun ahengini bozmamak için filmi daha önce gördüğünü söylemeden buluşmaya katıldı, beylerden biri çok sevdiği futbol takımının maçını seyretmekten vazgeçerek buluşmaya katıldı. Diğer ikisi de başka işlerini erteleyerek buluşmaya katıldılar. Ve o gece şunu bir kere daha anladılar: Önceliklerini değiştirmeye razı olmakmış sevmek…Ben o filmi gördüm..Bizim takımın maçı var bu akşam..Kuaförüme sözüm var canım..türü gerekçeleri olanların, karşısındakine sevgisi değil, ilgisi vardır yalnızca. Ucuzluk pazarına düşmek üzere olan bir ilgidir o. Çünkü gerçek sevgi sormaz, peşine takılır sevdiğinin..Haydi gidelim’in karşılığı, nereye, niçin? olamaz hiçbir zaman. Çünkü sevgi bekler, sabreder, katlanır..Çünkü sevgi eksik aramaz, eksiği tamamlar sebep sormadan. Onu yemem, onu sevmem, prensiplerim var..gibi yüzlerce örneği olan ekşi duruşlar arasından sevgi doğmaz..Doğsa da serpilip boy atamaz. Sevgi için önceliklerini değiştirmeyi göze alacaksın önce...Öykü böyle bitiyordu…
Erol Güngör olarak, bendeniz bu güzel görüşlere şu düşüncelerimi eklemek istiyorum:
Sevgi gayet tabi beklemez, hele aşk hiç beklemez. Sevdiğinin ilgisinden, içtenliğinden, uyumundan, kararlılığından ve sevgisinden her an, her saniye emin olmak ister. En küçük bir kararsızlık ve isteksizlik, dal gibi kırılmasına sebep olabilir. Bu, sevenlerin birbirlerinin her isteğini ne olursa olsun yapmak, birinin diğerinin kölesi olmak değildir. Birbirlerinin kölesi gibi olurlarsa zaten köle olmamış olurlar, birbirlerinin efendisi olurlar. Fedakârlık yarışı, aslında mutlu etme ve mutlu olma yarışıdır. Sabır, nezaket ve hoş görü, fedakârlığı kolaylaştırır. Kusurları değil, meziyetleri görerek ve düşünerek sevgiyi sürdürmek ve asla vazgeçmemek gerekir. Tüm sevgilerden ve herkesin dostluğundan vazgeçen insan, bir gün yaşamaktan da vazgeçebilir. Sevdikçe seviliriz. Sevildikçe sevmeliyiz ve bu sevgiye lâyık olmalıyız. Hak etmeyenden sevgi geri alınır. Birbirini sevenlerin, bu sevgiyi korumak için, önceliklerini birbirleriyle sık sık yer değiştirmelerinin, aslında yaşamı da kolaylaştırdığını unutmamak lazımdır. Bu sayede ha bu gün ha yarın, onların tüm öncelikleri nazara alınmış ve uygulamaya konmuş olmaktadır. Bu durum çeşme başında iki kovanın da yavaş yavaş birlikte dolmasına benzer. Aksi durumda, yani benim önceliğim önde olsun önce benim dediğim olsun düşüncesi ile hareket etmek ise, çeşme başında kovalarla itiş kakışa benzer ve bu arada sular boşuna akar. Belki de kimse kovasına su dolduramaz. Gerçek sevgi, bir damla suyu boşa harcanmayacak eşsiz güzellikte bir deniz gibidir. Bu denizde yüzmek, yaşamaktır..
..

Devamını Oku
Hasan Sancak

İşte futbol tutkusu
Sardı vatanımızı
Yediden yetmişe dek
Sardı yatanımızı
Tam yerine geldi denk
“Kırmızı-Beyaz” o renk
Kadını ve erkeği
..

Devamını Oku