Bir zamanlar mutlu mu mutlu
Güzel mi güzel bir kız yaşardı
Adana sokaklarında
Öylesine mutlu öylesine neşe doluydu ki
Büyükler bile imrenirdi onun neşesine
Mahallenin maskotuydu
Hep erkekti arkadaşları
..
O güzelim erik ağaçları
Dallardan koparıp tuza bandığımız yeşil erikler
Bahçelerden çaldığımız çeşitli meyveler vardı
Ama herşey geride kaldı
O güzelim eski yıllar vardı
Baharla coşan ırmaklar
..
Bana öyle beste yap ki;
Sular başka çağlasın,
Güller dile gelip,
Bülbül kıskansın.
Şâha kalksın duygular…
Dile gelsin taşlar,
Hüzün,sevdâ olmak için,
..
Geldiler bugün bana yine...feminist ruhum azdı,erkeklere batıracağım kalemimi,iyice açtım ucunu hemi de...neden mi,yeni bir akım başlatmışlar yine...yazılar geliyor sürekli...vay efendim neymiş,erkeklerin kadınlardan ricaları ya da erkeklerin kadınlardan şikayetleri vs,vs...şaşmamak gerek aslında...ben merkezli,mızmız,büyümemiş,gelişmemiş yaratıklar...
Bu bakımsızlıktan nesli tükenmek üzre olan yaratıklar hala erkek egemen bir dünyada yaşadığını sanıyor.Bırakın bizimle uğraşmayı,işinize bakın.Nedir bu yani,son çırpınışlr mı...? ? ? sürekli ilgimizi çekmek için garip ve sonu gelmez istekler üretmek mi,ya da kusurlarımızı sayarak bizi aşağılamak ve bu bayat yöntemle zayıflıklarını unutup,kendini güçlü hissetmek mi...? ? ? Ne oldu,silahınız,arabanız,paranız,kariyeriniz ve futbol artık sizi tatmin etmiyor da,zamanında aşağıladığınız kadın neslinden sevgi mi dileniyorsunuz...? ? ? annenimi özledin yoksa,yoksa oyuncağından mı bıktın...? ? ?
Bizi değiştirip,kendinize benzetmek mi yoksa...? ? ? ? yokya,almayalım biz,iyiyiz böyle...))))))
Birinin çıkıp size de kusurlarınızı yazması gerekli bence...aynı kompleks içinde değil ama...sırf misilleme olsun diye...nerenizden tutulur bilmem ama bu kutsal görevi ben nam-ı değer azılı feminis Salişşş,üstlenmeye karar verdim...)))) işte beyler,maddeler halinde ilk etepta aklıma düşenler...yaz yaz bitmez yoksa...
..
HAYATIMDAN BİR KESİT (Düz Yazı)
Bir Varmış Bir Yokmuş Çocukluğum/Gençliğim
Ben çocukken, Bin dokuz yüz altmışlı yılları gösteriyordu takvimler. Uzun değnekten at yapardık kendimize, Bir elimizde de uzun çubuklardan kamçı olurdu. Oyuncaklar yapardık çamurdan. Beton binaların parlak zeminlerinde, yada pürüzsüz büyük taşların yüzeyinde, İyice yoğurduğumuz kil den çamura, şekil vererek yapardık oyuncaklarımızı. Zaten beton bina köyümüzde yoktu, okul, cami ve kullanılmayan sağlık ocağından başka. En çok da traktör tipi oyuncaklar yapar, yumuşak toprak üzerinde de yollarımızı oluşturur, oyunumuzu oynardık.
..
Eskiden yapılırdı
Kayda alan olmazdı
Şikenin üzerine
Kimse fazla durmazdı
Son maçta averajlar
Söz sahibi olurdu
..
ben babamla babasız büyüdüm
küçük çocukluğumla içimde
bir de baba büyüttüm
ne futbol topunun arkasında koştuğumu gördü
ne ilk aşkımı
ne yarasını
ne kadeh tokuşturduk
..
Elimde kalem,
Beynimde yazacağım anılar
Yüreğimde hasret.
Özlüyorum çocukluğumun
Masum müsveddesini...
Elimde futbol topu ile
..
- Aşk her insanın başına gelen en güzel vakadır.
- Mücadeleden kaçanların en büyük düşmanı kaçışlarıdır.
- Düşünce aklın aynasıdır.
- Gönül “sev beni seveyim seni” pazarlığına girmiş olsaydı, ne aşk olurdu ne aşık.
- Intikam üzerine kurulan iktidarlar, kendilerinden olmayan ölüleri de yargılarlar.
- Doğruları, gerçekleri yazıyorsan eldiven kullan ki parmak izin kalmasın.
- Bazı gazeteciler var ki yüz nakli yaptırmak zorunda kalacaklar.
..
Eski şehrin masalsı manzarasını kucaklayan televizyon stüdyosunda, kavanozun içine hapsedilmiş kelebekler misali camlara yapışınca gürültüden büsbütün arındırılmış sessiz bir hayatı tasavvur etmeye çalıştım. Varlıkların, nesnelerle ahenkle salınışını, tabiatın onu yok edenin yeteneğiyle zarif minarelerde buluşan uyumunu hissederek o ‘geniş’ ânı olduğu gibi hafızama kaydedebilmeyi diledim. Bilincin, hayal gücünün kuşattığı evren karşısında duygularını ifade edemediği için hiç durmadan çığlık atan insanlığın hali pek bir zavallı göründü bana. Hâlbuki hiçbir şeyin, ne yıldızların, ne tarihin, ne de geleceğin bize ait olduğunu görebilmek için durup biraz susmak gerekiyordu.
Oradan çıkınca hiç acele etmeden yavaş adımlarla yürüdüm. Zamanın sert iklimine sürtüne sütüne parlayan iri taşlı, yosunlu dik yokuşlarda biraz soluklandım. Rutubet, baharat, sandık içi, ahşap tozu, yanık kahve, tütsü, gülyağı, kalaylanmış bakır, kömür, kokularıyla kendinden geçen çarşıların çıkmaz sokaklarında kayboldum. Ben doğmadan çok önceleri yazılmış bir hikâyede dolaşır gibiydim. Başkalarının gözünden yorgun yüzüme bakınca herkesin kendi bahçesinde büyük bir ‘sır’ olduğunu gördüm.
İki ebedi karanlık arasında...
..
Bu gün bizim icin cok Önemli bir gün..
Dünyada Bütün Türk halkinin izledigi gibi bu aksam Futbol tarihine Milli takim olarak büyük bir imza atildi.
Bu basaridan ötürü Türk Milli takimimizi cani gönülden kutluyoruz. Daha nice basarilara imzalar atacagindan süphemiz de yoktur zaten.
Oynanilan 90 dakikalik oyunda Yunanistana ve bütün dünyaya Milli takim gücünü böylece göstermis oldul.
..
Hangi acı bedeldir
Aşk acısına...
Gitmeli mi bu diyardan acaba
Derken çıkar karşına o kadın...
Adı kendisi kadar nadide,
..
Bu gün
anlamsız kaldığım bir gün.
Kahkahalarımla savaşı çığırtıyorum.
İçimde saklanan düşmanlar
beni de kendilerine katmak istiyorlar
‘Yok yok olmaz’ diyorum.
Bir çocuk sesi geliyor kulağıma,
..
Kitap oku off sıkar beni
Maneviyat uzak dur yakar beni
Nolur hocam sınıftan çıkar beni
Ben başıboş sokaklarda gezecem
Pembe dizi seyrederim hergün
Yazılıya çalışamam işim var bugün
..
Kitap okumazsın
Ağzın küfürlü senin
İşin gece gündüz futbol
Kadın deyince
Apış aranda beynin
Tarih okumaz vatan dersin
..
biz ne zaman
soğan kokan
sarımsak kokan
çocuklarla el ele verip
düşsel diyarlara göçsek
kavgalıda olsa
her artist-sel oyunda
..
“Dünya üçüncüsü,Türk A Milli Futbol Takımına Şükranlarımla...,,
Otuz sekizden sonra,
Bizi bizden çaldılar.
Turan’ımızı, Kızıl Elmamızı;
Her şeyimizi aldılar.
..
Dağlar denize dik,
Olmasaydı bu kadar.
Yazlar sıcak ve kurak,
Kışlar ılık ve yağışlı olmasaydı.
Mesela gayri safi milli hasıla,
Bu kadar gayri safi olmasaydı.
Hani ayrı gayrı olmasaydı hiç.
..
Köyümüzün adı Hacıveli'dir.
Kars'ın çevresinde adı bellidir.
Gençleri okumuş çok hünerlidir
Umudum özlemim can Hacıveli.
Üst taraf Bulanık aşağıda Subatan
Kırkgözün suyudur cana can katan
..
dün gece rüyamda gördüm seni
kuyruğunu ağır ağır çarparak
süzülüyordun derinliklerde
siyah bir orkaydın koyumavi okyanusta
birden
sanki nedensiz bir delilik
..



