Futbol maçı başlamadan önce,
Takımlardan birinin kaptanı,
Eğilip hakemin kulağına:
-Hakem bey dikkat edin,
Maçı iyi idare edin.
Bizim takımı bilmezsin,
Bu maçı kaybedersek,
..
Sakın bana yüreğinde yer açma,
Kalbini darmadağın eder giderim
Sen benim için paralarsın kendini
Bense gün aşırı seni üzerim
Tanıştığımız günü hiç hatırlamam
Hayal kurma sakın hediye almam
Futbol topu ve alkol,başka aşk bilmem
..
Yer: Yemekli Vagon.
Zaman: Günlerden bir gün.
İçki: Yeni Rakı.
Mevzu: Kadınlar, hayatın anlamı, çocukluk.. Gidişiata ve rakının durumuna göre de yedeğimizde ‘Ne olacak bu Beşiktaş’ın hali ve ulan ülkenin.mına koydular be’ mevzuları var
Tayfa: Ben, Caner, Gürkan Abi.
İlk dubleler hızlıca ve pek konuşmadan içilir her zamanki gibi... Fonda Zeki Müren. Şarkı, ‘Ne Dert Kalır Ne Hüzün.’ Yavaş yavaş güzelleşirken kafalar, laf o malum mevzulara gelir.
..
Sesleniyorum burdan tüm insanlara
Devlete,millete,tüm coğrafyaya
Bir şairim ben şiire aşık
Gizli saklı yazmaktan,sıkıldım artık
Nedir bu şiire olan düşmanlık
Suç işliyorsam eğer,
Zindanlara atın beni!
..
Anadolu’muzun bağrından
Yiğitlerin harman yerinden
Vur ki oynasın yer yerinden
Bak geliyor yiğidolar
Gümbür gümbür sivasspor
Sivasspor benzer taşkına
..
Giden takımların hepsini gördük
Neden yokuz dünya kupasında biz.
Onca çaba, emek boşamı yorduk
Neden yokuz dünya kupasında biz.
Kazanamayana takılırmı taç
Hani futbolcular diyorduk hep aç
..
Çamaşır rüzgârda dalgalanır
Bebelerin yüzlerinde açar goncalar
Kızlara sataşılır
ve futbol oynanır
çünkü yazdır şimdi Danimarka’da.
Günler kasvetle düşer
..
1/:
Bir anne, bir baba,
Yarım yamalak bir çocuk
Bana göre değil.
Ben bir evim.
Sayın ki bir devim.
2/:
..
anlat dağların arkasında kavalına üfleyen kemancıyı
ineklerin kesip sattığı kasap etlerinden haber ver bana
bak denizaltılarla gelmiş 45.istavrit filosu
sualtı timleri diye nam salmıştırlar zaten cihana
karabaşta yemekten sonra artıklarını bir tabağa koymuş
yesin aç durmasın kapının önünde diye efendi ağa
..
Birden uyandım ki dışarıda kıyametler kopuyor:
Kimi yorgun dingin atlar gibi yavaş;
Kimi bir an önce ipi göğüslemeye koşan maratoncu gibi hızlı;
Kimi de gayet rahvan, huzur verici dozda enjekte edici,
Allahüekber diyerek namaza çağırıyorlar insanları,
Yeşil minarelerden yükselen sesler...
Dışarıda talı bir haziran şafağı,
..
*** fenerbahçeli sevgilim ***
Ben senin için fenerbahçeyi sevdim
Kendi dünyamda bir bütün olmuştuk
Sen sarı,ben lacivert.
İlk defa seninle bir futbol maçına gittim.
..
Bulduğunu Bildiğine Vermek 4
“Ölmeden önce ölünüz” hadisi hatırımda…
Sefil hayat zıtlarla devam eder!
Hayat faaliyettir!
..
Çocukluğum
hayal meyal birşey benliğimde
siyah-beyaz bir resim
pencere buğusu gibi..
hiç uçurtmam olmadı meselâ
rengarenk misketlerim de,
..
Kapi girisi tam kapali hise
Kimligi belirsiz gözkarartmaci kapkaranligin
Kusburnularin nasil mavi renge bulanmasi gerektigi üzerek kann ve kin
Kargalari tilki haliyle kayik sandal sütliman vesaire
Gemicik gemicik gemicik gemicik
Ve villacuk
Ve villa cuk
..
Hormonun Marifeti
Ben köyde doğmuşum kundağım höllük,
Dertlerde emrazda doktorum sülük,
Düşünce gurbete dert bölük bölük,
Omuza gam yükü topluyor zıkkım.
..
Arzular sevgi,
... sevgiyse edebi,
...... ebedidir edebi
İkincil düşlerde pul yok.
..
Kadındır erkeği rezilde vezirde eden.
Vezirlik dururken rezil oldum ben.
Kadındır yuvada mutluluğu besleyen
mutluluk dururken mutsuz oldum ben
ya ben erkek değilim onun istediği türden
ya da kadın gerçekte masaya vuran erkek istiyor
..
1. US VE HİS
Şimdi iki örnekleme getirelim. Şöyle ki, bir yaka aklı her şeyin merkezine oturtuyor ki duyguları reddedecek bir düzeye.
Diğer yaka, akla önem vererek duyguyuda okşayarak, ikisini harmanlıyor. Hangisi ilerleyecektir?
Duygunun akılla az bir fark da olsa farkı olduğu düşünüldüğünde bile, başarılı olacaktır bu ikinci önerme
Ayrı kalan iki bireyi düşünelim: Sırf akıl'la giden çeşitli planlar yapacaktır ayrı düşmemek için -dalavere, dolap olmasa
..
Uzaklardan gelen
Bir konuktu o.
Merih’ten, Mars’tan veya Venüs’ten
Atlayıp uçan dairesine
İnivermişti yeryüzüne.
Uzun, upuzun saçları vardı
..
Hem de bozulan bu dengeden kaçışla sistemler yeni referans değerleri üzerinde dengeye ve eşitlikçi bir yapıya kayarlar. Sistemin denge ve dengesizlik hali, sistemin geliştirici özü olan, çelişkileridir.
Şimdiye değin olan sosyal ve toplumsal insanlığın gelişmesi, eşitsizliklerin çelişmesi, eşitsizliklerin birbirine imrenmesi ve hırslanması esası üzerine olmuştur. Eşitsizliğin sosyaldi öznel yapıya değin nesnel çelişkisini gideremeyen insanlar; inancı ve dinsel söylemli inancı sistematiği, oturtmuşlardır. İnançlar böylece bu gibi bir yönü ile de geçmiş toplumların öznel işleyiş ilişkilerini desteklemiş her iki potansiyelin eğilimini bir katlanma eğilimi olacakla, desteklemiştir. Bugün bile bu hali ile sosyal yaşamda çok etkindir.
Doğada iki eşitsizlik arasında bir akım bir eğilim vardır. Söz gelimi alçak ve yüksek hava basıncı ile eşitsizleşen ortamlarda, hava akımı yani rüzgâr oluşur. Artı ve eksi yönden eşitsizleşen polarmadı kutuplaşmada, basınç farkı; yine bir akımı, elektron ya da boşluk denen akımını oluşturur. Ha keza potansiyel farkı oluşla eşitsizleşen iki su birikintisinde yine su potansiyeli fazla olandan alçak olana doğru bir akım, bir su akımı oluşur.
Akım genelde yüksek basınçtan (eşitsizlikten) alçak potansiyele (eşitsizliğe) doğru akar oluşla kendiliğinden eğimledir. Toplumsal eşitsizlikte durum bunun zıddıdır. Mal mülk akmayarak tutumla birikerek ya da bir şekilde (gasplarla- sömürü ilen- haksız elde edişlerle) biriktirilerek potansiyel oluşur. Ancak bu birikme potansiyel alçak potansiyele göre akma eğilimi gösterir. Böyle bir eğilim varsa da öznel insan bunu önler. Mülksüz insandan, mülke doğru bir eğilim belirir.
..



