jileti kalbimle raks ettirene kadar bakirim
acı denen şeyi resme dökmeyi ders belledim
vatanımın başbakanını karanlığa maphus ettim
kalabalığın içinde çiziklerimi mest ettim
duyan olmadı
içimdeki kahkahaları bir pabuca sığdırmaya çalıştım
babalar günü bugün
elimde kırık bir kalem
masamda kredi kartları duruyor
tıpkı babam gibi
üstü karalanmış
içi boş, yığın dolusu para
cilalı parklarda resminle seviştim
az biraz da dertleştim
ölüm sinmiş yollarına
ben de kefensiz bir şehidim uğrunda
aldırma, bozdu beni bu yıllar
gözaltlarım olmuş torba
seni anlatmak için defterimi kullanmaktan bıktım gayrı
seni sevmekten bıktım gayrı
hayalinle yaşıyorum
görün bi kere şu morarmış gözlerime
görün bir kere şu sararmış yüzüme
sarı saçlarınla uyanayım yeni güne
taştı Nil, mahrum kaldım biftekten
bira da yok
sevmezdim zaten
saat 16.16- boşa gitmiş 16 yaşım var
tütünüm de bitti
Nil'den önceki Mısır gibiydim
sen geldin
kurak iklimimle meşk eyledin
dokunduğun her yeri kıvırcık ettin
şimdi ben
dalgaların yıkacağı
O geceyi hiç bitmeyecekmiş sandım
Söz vermiştin bana tutmadın
Yarıda bıraktı bizi
Kalakaldım öylece bıraktın bizi
Hiç mi kararmadı için
ömür törpüm oldun mutlu musun
hayallerimi bi fanusa koyar mısın
bana gülmüştün bir kere
ne kadar zoruma gitti anlar mısın
anlamazsın
şiirlerimi okumazsın
kalbimi yaktı ciğerimdeki kozlar
birleştiler süveydamla
bir bıçakla deldiler ruhumun suskunluğunu
bir közle alev aldı umuda talim kuşlar
şahidim olsun sağ kolumdaki çizikler
şahidim olsun dolu küllükler
parçalamak istiyorum insanları
özellikle de babamı
bedenime yaptığı şeyler yetmezmiş gibi
ruhumu parçalıyor günden güne
ve ben deliriyorum
evet evet yanlış duymadınız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!