nasılda bıraktım seni ha
ne hasret çekiyorsun şimdi keskin dudaklarıma
Arasında dolanmak parmaklarımın
benim bile göremediğim yerleri görmüşlüğün vardır
uzun lafın kısası ne farkın var maydanozdan
ama bir hıyarda değilsin,
Sesi olmazsa gece olmayacak
ne cesur bir mahluk
Çok aslanı kaçarken gördüm
Bu gözüne gözüne
Adil bir kavgada
kaybedilmiş abideyiz
İlk adım
Anamın cennet bahçesine
İkincisi babamın
Gül dikeni sakalları
Hep bir yere
Attaa
Kaç kere
Ama kaç
Göz, gez , arpacık
Tetik düşürdün
Sana çarpan kalbe
Zatenler çok
Bak gör
Duy dinle
Sustum söyle
Hiç de büyütmeyelim
İnsan gibi
Konuşalım
Aşkın heykeli
Ne erkek , ne de kadın
Bir gerçek var ortada görünen
Ben heykele değil
o na sebep ellere vurgunum
Ete kemige ağır bir beden
sırtında yük tası
her gün gittigin yere
boğar sıkar kusturur
ağlatır titretir
dibi olmayan düşmelere
Adını sordu
Aaa ne hoş
memleketi işini kardeşini
toprağına köyüne kadar
bende kırmızı severim dedi
Sorular sorular sordu
ellerine baktı ellerinin ettiklerine
bedeni inanmadı gözünün gördüklerine
kendinden başka bir şeyi kendi yapmıştı
ne yaptığını bile bile bilmezken
kendi kendine değildi
birilerinin işiydi bu
Bir farkın vardı yerdeki taştan
Başkasından duyma ben söyleyim
Taş düşünmeye başladı
Evet yalan değil gün ışığında
Kum taneleri ve taşın aşkı başladı
Sen hala dün durduğun yerdesin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!