bir kan kokusu
hatırlamadığım
bir yeşil sabun kokusu
sıcak güleç
kül tabağının kokusu
Dünya pis dedi
temizlemeye başladı kapısının önünden
Sonra Çirkef gördü sağını solunu
elindekiler önce çirkefe bulandı
o kadar çirkef den kurtulmak isterken
Eli ayağı başı paçaları
Kurbağaların şarkılarını dinleyelim kendilerinden
o onu nasıl sevdiğini öteki neler yaptığını
Bir diğeri neler yapacağını bir ahenkle söylüyor
Söğüt dallarıyla alkışlıyor bu aşk deklarasyonunu
Yağmurun şahitliğinde
Evet bende bu şarkıları söyledim
Kediler başladılar nağmelere
Benimde içli bir uzun hava çekesim var
Kendimden çok uzaklardayım
Bir tanıdık görsede ölçse boyumu
Beyaz da yakışmışa çok alışık
Bir mandalina ağacı
güzel bir yerde oturalım dedi
Karşımda otururken
Canım sıkıldı belli etmedim
Ne yediğimizin de önemi yoktu
O suya bakarken
baharı kaybettik
yazı karşımda görünce
sonbahar da yok artık
ya yaz ya kış
en güzel insanlar
ya baharda doğardı
Gece tıp tıp
Gündüz tıp tıp
zamana kendini denk tutuyor
ikisi de ömürden yutuyor
atıyor artık içindekini
bu eski musluk
Gurbet bitti sıladayım
Kapının arkasındakinin önünde
Dondurma kasesinde çorba misali kaşık
Açılmış tüm hediye paketleri
Üstüne olmayan bin kıyafet koyu kırmızı
Sesi cebimde tarihinin üzerinde asılı
hep mutluyum diyor
her yeni mutluluğuna
bir vitrin bir çerçeve
Çeyiz sandığında
kat kat mutluluklar
Küçük eller büyük gözler -
herkesin haklı olduğu
hakkın herkesin ağzında olduğu
bu kadar karmaşa ne
ne bu içimdeki ekşime
Sindirememek
yediklerimi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!