Şairin Hayatı İle İlgili Bir Bilgi Girilmemiş
Eserleri
Dalar gözlerim zaman zaman
Ruhum gezinir çocukluk anılarımda
O yemyeşil ovaları buz gibi suları
Ve kekik kokulu
Dağları olan köyüm gelir aklıma
Sabahları annemin hazırladığı
Kahvaltının o muhteşem kokusu
Burnumda...
Her sabah pişirilen
Dumanı tüte tüte yenen
Mis gibi tarhana çorbası
Birbirine karışan kaşık sesleri
Ve
Bir kalabalık bir curcuna...
Annemin ve büyükannemin
Hiç bitmeyen enerjileri
Birbirine olan saygıları
Amcamın işe yetişme telaşları
Babamın o masum duruşu
Belirir hayalimde
Ah canım babam ahh!
Bu dünyaya doymadan
Gözleri açık giden babam
Ne kadar azdı senle geçen zaman
Bahçelerde sokaklarda oynardık
Arkadaşlarımızla umarsızca
Dert tasa bilmezdik
Geçim derdi diye bir şey
Yoktu omuzlarımızda
Bir dilim ekmek bir dilim peynir
En lezzetli yiyecekti
Şarkılar söylerdim
Bahçemizdeki ağaçların üstünde
Ne kadar saf ne kadar masum
Ne kadar çocuktum
Dur durak bilmezdim
O koskoca bahçe oyun parkımızdı
Hayallerimizi yaşardık oyunlarımızda
Özgürce
Şimdiki gibi korkmazdık hiç kimseden
Tedirgin olmazdı annelerimiz
Kötülük gelmezdi ki kimseden
Çocuktuk masumduk ve mutluyduk..
Büyükdük yetişkin olduk
Dünya telaşına kapıldık
Ölümler ihanetler gördük
Acılar yaşadık
Dünyanın kirlenişini gördü gözlerimiz
Çaresizce
Hep o masumiyeti
Tertemiz sevgileri aradı yüreğimiz
Ve
Her çıkmazımızda
İçimizdeki çocuğa sarıldık
Çocuğa sarıldık...
Fitnat Yılmaz
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!