Sabah uyandığında buğday kokulu mis ekmek,
Uykulu gözler ile kıtır yerinden yeme yarışı...
"Fazla yeme, doyurma karnını oğlum," bakışı;
Kucakladığın zaman gelir buğday kokusu
Bizim mahalleyi doyuran benim babamdı;
Ekmeğin arasına çikolatamız olmasa da şekerimiz vardı.
Köydekiler: "Ayoğul, baban somun ekmek göndersin,"
O zaman sanırsın ki herkesten öndesin.
Herkesten ekmek, un çuvalı siparişi alınır;
Veremediğin insanlar hemen darılır.
Dört erkek, poşetteki ekmeğe sarılır;
"Büyümen için bir fırın ekmek yemelisin," derdi.
Çok ekmekler yedim de bir yanım hâlâ çocuk.
Kışın sobanın külünü alırken sırtındaki gocuk;
Eskimiş, ıslanmıştı; ellerin soğuk...
Bilmezdim bakkalda satılan ekmeğin fiyatını;
Zaman öğretti bir ekmeğe onurunu satanı.
Fırıncı baba, ekmek aslanın ağzında değil;
Biraz onurun yoksa herkesin önünde eğil!
Yediğimiz helal lokma ile geldik bu zamana;
Hayatta asil olan her şeyde bir mana ara.
Kayıt Tarihi : 30.04.2026 13:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!