Feryat Şiiri - Recep Duran

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Recep Duran
13

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Feryat

Yalnızlık ölümden beterdir bazen
Mahpus kalınan soğuk taşlar ve boş koğuşlar
Birbirine bakan sıvası dökülmüş duvarlar
Parmaklıklar, sıkan prangalar ve feryatlar…
Sarkan lambadan süzülen kirli ışık
Sadece bir ayna ile sohbet, hem izle hem dinle
İşte hepsi budur günü dolduran tek nesne
Gecenin, gündüzün ardınca gelmesi bile anlamsız
Sahiden bugün günlerden ne?
Neyin neye karıştığı belirsiz, şahsiyetsiz taşlar
Ve neye uğradığını anlamamış, aklını yitirmiş başlar
Uğultuların boğuştuğu anlamsız lakırdılar
Kader desen diyemezsin, sahiden ben nerdeyim?
İnsanlığımı kaybettiğim yerdeyim… Heyhat!
Kokuşmuşluğun kol gezdiği cenderedeyim
Ve darmadağın kaybolduğum yerdeyim.
Bu yüz, bu el, bu parmaklar, bu ben miyim?
Saçlarıma vakitsiz düşen aklardan
Gözlerden süzülen bir iki damladan
Soğuk taşlarına bastığım, yerdeyim.
Yankılanan boğuk harmoniye karışan sazlar
Dört duvar arasındayım, yatağı darmadağın
Küf kokan oda, duvardan sızan damlalar
Kapısı kilitli ve ben aynı yerdeyim.
Hani gençliğim, sevincim, umutlarım
Hani bestesini yazdığım yanık türkülerim…
Zamanı durduracak bir ben miyim?
Duvarlara kazıdığım her çentik, doldur artık,
Doldur da zamanın böğrüne saplan artık.
Yitirdiğim, karşı koyamadığın her günüm
Söndüğüm, yığılıpta kendisine bakamadığım
Kırık aynam öksüz şimdi.
Haykırdığım dilsiz duvarlar dargın şimdi.
Hesabını soramadığım demler, benden ayrı şimdi.
Zamanın anlamını yitirdiği yerdeyim şimdi.
Dört omuzla getirilen musalladayım şimdi.
25/09/2012

Recep Duran
Kayıt Tarihi : 22.02.2015 11:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Mustafa Sarioglu
    Mustafa Sarioglu

    Bu şiiri okurken bende en çok, insanın yalnız kaldıkça sadece çevresinden değil, kendisinden de uzaklaşabileceği duygusu kaldı. “Yalnızlık ölümden beterdir bazen” dizesi, şiirin bende bıraktığı o ağır duygunun adeta özeti gibi. Özellikle “Sadece bir ayna ile sohbet” sözü beni çok etkiledi; çünkü insanın konuşacak kimsesi kalmadığında, karşısında yine kendini bulması ne kadar acı. “Sahiden bugün günlerden ne?” ve “Bu yüz, bu el, bu parmaklar, bu ben miyim?” dizelerinde ise yalnızlığın insanı zamanın ve kendi kimliğinin dışına bile itebileceğini hissettim. Beni en çok üzen yerlerden biri de “Hani gençliğim, sevincim, umutlarım” dizesiydi. Çünkü burada kaybolan yalnızca özgürlük değil; insanın geri getiremeyeceği yılları, gençliğini ve hayallerini yitirmesi var. Sonlara doğru ölümün de şiire girmesi, bütün bu yalnızlığı daha ağır bir yere taşıyor. Ben şiiri bitirdiğimde hapishaneden çok insanın kendi içine kapanmasını düşündüm. Bence şiirin asıl çarpıcılığı da burada: Bazen insanı dört duvar değil, kendi yalnızlığı hapsediyor.

    Cevap Yaz
  • NihalK
    NihalK

    Hiç'lik makamına kavuşabilenlere selam olsun. Maddeden erkenden sıyrılmak gerektiğini nakşeden o son dizler, tebrik ederim.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)