Çöküntünün avurtlarından yükselirken heyelan
göçmek mi dersin
gayrisi yalan
destur dilendim iki büklüm bir kat eşiğinden süzülen ışığa
el verdin de etek olamadım nefesine
aşk kokan
EMEK
Zor zamanlardı
kan revan içindeydi tabanlarım
yarık yırtık nasırlıydı
paha biçilmez ki o zamana
en güzel yılların hasılıydı
Kartalın kanadına
Salıncak kurduğuna
Avcılar ve av şahit
kartalı vurduğuna
Ey Özüm!
İnayet, kayırı dilerim senden
Hasuttan nekesten ve eleminden
Bağışla Allahım yüzümü güldür
Minnetim Hüda'ya, kula değildir
Tarla kuşu selam vermiş kartala,
kartal böbürlenmiş, kızmış selama...
Tarla kuşu üzülmüş,
bir kenara büzülmüş,
düşünmüş ve taşınmış
Gamzeler bal çukuru
Altın eder bakırı
İftarsız oruç gönlüm
Doyurun şu fakırı
Yaylanın kır çiçeği
Gelme aklım sıra
gelme peşim sıra
gelme beynim
yüreğim
hayallerim
düşlerim sıra gelme
öyle alelade sevme bizi
kalmış mı bende aşkın
yokla da git
verdiğim buseyi sakla da git
layık değilsem sevmelere
gönlümü tuş edip
GÖKTEKİLER'E (ANNEM)
Yanar yanarım da ah çekerim derinden
Her soluğumda alev çıkar içerimden
Sevdana nikahlıyım, gitmez artık serimden
Görmesem de razıyım, bulut ol,geç üzerimden
Ne hazanlar gördüm temmuz ayından
Bülbül ü şeydayı karga huyundan
Yayla deresinden Melet suyundan
Ez getir gönlümün ilacını yar
Eriçoğ'un dumanından karından




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!