Gözlerinle başlar her sabahım,
Bir fincan kahve gibi sıcak, derin.
Dudaklarınla biter her gecem,
Yıldızlar kıskanır o gülüşü senden.
Ellerin değince titrer içimdeki fırtına,
Gece iner, sokak lambaları yanar tek tek,
Ben odamda yalnızım, bir sigara yakarım.
Duvarlar susar, saat tik tak eder ağır ağır,
Yalnızlık bir arkadaş olur zamanla.
Kimse yok yanımda, ama içim kalabalık,
Sonbahar geldi, yapraklar sarardı yine,
Tıpkı kalbim gibi yavaş yavaş soluyor.
Rüzgâr eser, yaprakları savurur dört bir yana,
Ben de anılarımı savuruyorum içimden.
Ağaçlar çıplak kalır, ben de çıplak kalırım duygularımda,
Karanlığın ortasında
bir kıvılcım doğar sessizce.
Ne sesi var ne şekli,
sadece ısrarla yanar,
külü bile bahara çevirir.
Zamanın kenarına iliştirilmiş
bir harf gibi duruyorum,
ne A’dan önce, ne Z’den sonra.
Rüzgâr esiyor, harf titriyor
ama düşmüyor;
çünkü sen okuyorsun onu şimdi.
Balkona çıktım yine, elimde tütün tabakası
Parmaklarım yoruldu, artık gelmiyorsun
Bana ettikleri bedduayı duyuyorum
İçime çektiğim duman bile yoruldu benden
Ben yorulmadım seni düşünmekten
Sahi neden çekip gittin, bir şey demeden?
Bugün ruhumda bir his var,
yıllarca beklediğim birini görmüş gibi.
Hüzünlü gözlerim yorgun,
günlerce uykusuzum sanki.
Bilmiyorum, vurulmuş bir kuşun kanadıyım,
yaralı, çırpınan, düşmek üzere.
Her sabah yeniden doğar umut içimde,
Karanlık geceyi yırtar güneşin ilk ışığı.
Dün yaşanan acılar geride kalır yavaş yavaş,
Yarınlar daha güzel olacak diye inanırım.
Kırık kalpler bile onarılır zamanla,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!