Acılar bir nehir gibi akar içimde
Sessizce taşar, yakar her bir yanı
Geceler uzar, yıldızlar söner bir bir
Yüreğimde yaralar eski bir şarkı
Her nefeste bir sızı, her bakışta hüzün
Ak güvercin uçuracağım sana sevgili,
Mutluluklar getirsin diye kanatlarında.
Kara güvercin bana kalsın,
Mutsuzluğumu hatırlatsın her sabah.
Bugün de, yarın da mutlu ol isterim,
Ben zaten kor ateşte yanıyorum sessizce.
Allah seni yarattı,
sonra gülümsedi kendine.
Bir mucize koydu gözlerine,
bir rahmet serpti saçlarına.
Ben seni görünce anladım,
Ey can!
Ben Sen’in ateşine atıldım,
Kül olmak için değil,
Ateş olmak için!
Yandım, yandım, yandım…
Her yanışta bir ben eksildi,
Bir gün gelecek...
Zulüm taht olur, adalet dilenci...
Yalanlar taç giyer, doğrular sürgün...
Hırsızlar vezir olur, emekçiler hırsız...
Bir gün gelecek...
Korkaklar kahraman, yiğitler hain ilan edilir...
Ey can, bu ten kafesinde ne ararsın?
Kanatların kırık, gökler seni çağırır.
Bir nefeste erir dağlar, denizler yanar,
Sen hâlâ “ben” dersin, oysa başka ne var?
Dön, ey ruh! Ateş ol, kül ol, yeniden doğ.
Her nefeste bir bahar, her bakışta bir vuslat.
Bir eski sevda,
yüreğimin en kuytu köşesinde
hâlâ usulca nefes alırdı.
Dün gece rüzgâr esti,
kapıyı araladı,
senin adın dışarıya düştü.
Gönlümün kuytusunda bir ateş var,
ne kor ne kül, ne de alevin adı.
Adı yok, çünkü ad verilemez ona;
Hak’tır o, kendi içinde kendi.
Denizler geçtiğim halde susadım,
Gecenin koynunda bir yıldız kaydı,
sessizce, kimsesizce, sadece bana.
Gözlerim kapandı, kalbim açıldı,
içinde sen vardın, bir bahar gibi yana.
Rüzgâr adını fısıldadı yapraklara,
Gittin, arkanda boş bir sandalye bıraktın,
Bir fincan soğumuş çay, yarım kalmış sigara.
Odalar sustu, saatler ağırlaştı,
Her köşe bir anı, her duvar bir sitem.
Ayrılık zehir gibi yayılır damarlara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!