Şu hiç incitmeyenler,
Neyin nesiyse,
Ya da her neredeyse,
Verimsiz bir soluğun ve de öylesineliğin şu çağında,
Aksini anlatması mümkün değilse, öyle olsun,
Tuhaf, Döküntü bir duvarın oluğunda,
İş ilanlarının sıkıcı melodisinde boğulmak,
Arabanın arka koltuğundan, dışarıyı görüyorum,
Günlüklerim hayatıma yara izi bırakıyor,
vazoda çiçekler : baktıkça asılsız oluyorum.
kitaphane: olmasaydı zamanım nasıl geçerdi? Peki ama ya anılar? Yoksa geçip de gittiler mi?
halı tezgahı : onu halı dokurken izlemekten kendimi alamıyorum.
Gizli sırlarını fısıldar rüzgar,
Satürn'ün halkaları gibi
Sarhoş edici,
Ah, hayat sahiden bir gizem,
Ve cennet yalan,
Yaşam ve bizim aramızda,
Buzdan bir şey dönüyor, havada.
Hayat diyorlar adına,
Döndükçe eriyor,
Yaşam ve bizim aramızda,
Makinenin sesi bizi uyutsa,
Ve eğreti şu evde, tutsak bıraksa,
Yırtıp geçmiş göğümü,
biraz kuru gül, zamansız koparılan bir kaç özür,
Kenarda, karanlıkta, o benim de,
Orada durmamı istiyordu,
Bütün yaptıklarının yanında,
Öylece beklememi,
Ancak o zaman tatlı geliyordu,
Sırılsıklam, her şey,
Herkes gibi zengin olmak istemezsin,
Herkes gibi tatile gitmeyi..
Ve yuvarlanmayı düşünmeden,
Devletler ve başkanlarıyla yan yana durmayı istemiyorum…
Ve gücü de öyle…
‘Yaz zamanı hüznü’ yakıldım,
Aşık olmak hatadır,
Ve sensizlik eksiltir beni,
İyisi mi, beni senden bıktıracak,
Kimsenin göz göze gelmediği
Ve her şeyi uzaktan yönettiği şu dünyada,
Bırakın bölünen parçalarımı,
Kalsın, birleştirmeyin.
Çünkü bizi çatılar gözler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!