EZELÎ MUKADDEME
Gamzelerindir sakındığım nâdan gözünden,
Bir tebessümdür hayat bulduğum yüzünden;
Kurban olduğum o siyah bakışlarından,
Sen misin yâr göğsümün sâhib-i serîri?
(Sen miyim, yoksa o cânânın ta kendisi?)
Bir bahardır sînende yeşeren o hülya,
Bir nesîmdir zülfünün teliyle muamma;
Bahtımın yegâne sebebi, nûrlu rüya,
Sensin yâr gönül evimin ulu demiri.
(Demir mi, yoksa aşkın ezelî esiri?)
Hasretin çölünde yanar bu garip sînem,
Vuslatınla son bulur bu derûnî matem;
Adını yazdı kadere bu dilsiz kalem,
Sen misin yâr ruhumun en gizli tahtîri?
(Tahtîr mi, yoksa kalbin o ulu emîri?)
Lûtf-u aşkındır cihâna veren bu nizâm,
Her duâda adın geçer, susmaz bu lisân;
Aşkınla aydınlanır bu sâbit makâm,
Sensin yâr ömrümün en sonuncu emîri.
(Emîr mi, yoksa cânın o tatlı zehiri?)
Şimdi kapandı nihâyet bu ebedî defter,
Gözlerimde saklı kaldı o masum seher;
Vuslatınla bitti gayrı bu uzun keder,
Sensin yâr kalbimin son hânedân emîri!
(Emîr mi, yoksa aşkın o sönmez tesiri?)
Mehmet Bildir
Mehmet BildirKayıt Tarihi : 6.10.2026 00:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!