Eylül De Bitti Şiiri - Mehmet Hanifi Erdinç

Mehmet Hanifi Erdinç
119

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Eylül De Bitti

İstanbul’un kör kütük sarhoş sokaklarından,
Beşiktaş iskelesinde akşamı eden yalnızlıklardan,
Hani herkesten kaçıp ama yine kendime yakalandığım,
Şehrin o yalnız olduğu anlardan birinden sesleniyorum
Evet eylül de bitti işte, ekim de biter bu gidişle,
Zaten bu şehirde ne zaman yaprak dökülse,
Mahcup bir adam eksilir cenaze niyetine.
Aklımın sapa yollarında eski bir tenha hüzün,
Ne yana baksam aynı siluet, aynı kırık tanışıklık,
Tüm hatırlarda aynı film şeridi, aynı kahve telvesi.
İlkbahar bitti, yaz geçti, sonbahar yağdı üstümüze
Biraz yalnızlık ile biz kaldık bu ıslak caddede,
Dallarımızda unutulmuş yorgun bir kuş sesi,
Küflenmiş odalarda paslı bir kalorifer peteği.
Toprak suya doymadı, biz sensizliğe,

Geceler ömrümüzü sağdı avuçlarımıza,
Biz tütün bastık ay misali kanayan yaralarımıza.
Hani derler ya bir dağ başı yalnızlığı, fırtına gibi deli,
Meçhul dağlar gibi dimdik ama kimsesiz.
Yüreğimizin en körpe yerinden vurulduk.
Adını koyamadığımız, bir çay bahçesi masasında
Öylece bırakıp gittiğimiz bir elveda badesi,
Dudaklarımızdan süzülüp toprağa damladı.
Bak, mısralar büyüyor içimizdeki o ölüler sokağında,
Kimsecikler duymadı gidişinin tınısını,
Bir poyraz ısırığı düştü sevdalı düşlerimize,
Çocuklar gibi ağladı gök, ardında kalan ben.
Ömrü söken bir sitemdir şimdi ellerinde büyüyen,
Ne yapsak eksiliyoruz bu eksik iklimden…

Evet eylül de bitti, ekimde biter bu gidişle,
Aramızda dağlar, dağlarda boynu bükük kardelenler,
Yüreğimiz zeytin karası gözlerine, ömrümüz kışa,
Biliriz sevdamızda ayrılıklara emanet.
Yine de sensizliğin o en acı, en çaresiz yerinde,
Boynumuz kıldan ince, adın bir dua gibi dilimize emanet.
Bir vapur düdüğü çalar limansız şehirlerden,
Gözlerinin karası sökülür sığınaksız uykulardan.
Biz ki asilikle ördük o devrim yüklü sevdanın kalesini,
Şimdi yıkık bir sur dibinde, unutulmuş iki karton bardak gibiyiz,
Kendi yangınımızda kül olur, susarız.
Yollar uzar, yollar biter, hasret bitmez,
Adın bir türkü gibi mırıldanır bu yorgun coğrafyada.
Bir dağ keçisinin ürkek bakışında asılı kalır hayallerimiz,
Hırçın dalgaların coşkun sularında boğulur çığlığımız,

Evet eylül de bitti, ekimde biter bu gidişle.
Takvimler kopar, yapraklar düşer toprağın bağrına,
Biz yine aynı yerde, aynı hüzün nöbetinde bekleriz,
Önümüzde bir bardak çay, bir paket sigara,
Gözlerimizde bin yıllık bir göçün ağırlığı,
Yüreğimizde senden kalan o devrilmemiş sessizlik.
Şimdi ne arkaya bakan kaldı ne yolda izimiz.
Biz bu büyük yangını sessizce küllendirdik,
Eylül de bitti, ekimde biter bu gidişle.
Toprak kabuk bağlar, unutulur adı geçen o masallar,
Bir senin yokluğun kalır geriye, bir de yalnızlığım,
Dünyanın en uzak iki yorgun yolcusu,
Aynı göğün altında, bambaşka ölümlerde...

Mehmet Hanifi Erdinç
Kayıt Tarihi : 6.10.2026 11:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!