sevgililer yaşar bitmeyecek aşkla
tozpembe hayat sürsün bir imzayla
falcı masalı bitirir nikâh masasında
evlilik sandığın kadar kolay değil gülüm
hayaller gerçek oldu bir gelinlik birde damat
dans ettin kollarında mutlu gözlerine bakarak
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




evlilik çağında biri olarak önyargı oluşturdunuz bende :)
Evlilik karşılıklı saygı ve sevgi esasına dayanan,birbirlerini günahı ile sevabı ile seven,örten,bazen cennet olan,bazen cehennem olan hayatın kendisidir.selam ve dua ile..
Evet Evlilik hayatın kendisidir de bazen hüsranlarla biter sonu gelmez ise ama oda hayatımızın bir yanı değil mi Başarılar çok güzel bir konuya değinmişsiniz.saygılar
Duygu yüklü bir paylaşım olmuş kutlarım yüreğini
harika bir şiir gerçekten
kutlarım
Sevgili Azime haklılık payın yok değil ama ben evliliği yolculuğa veya iki ortaklı şirketlere benzetiyorum.Neden ortak olunur güç birliği olsun diye.Neden yolculuğa çıkılır? Kaza olsun sakat kalalım ya da ölelim diye yolculuğa çıkılmaz.
Sevdiklerimize ya da her neden yolculuğa çıkıyorsak hedefimize ulaşalım diye çıkarız.Her olumsuzlukta arabadan inersek ya da kaçarsak hedefimize ulaşmak mümkün değil.Birbirimizi omuzlayamıyorsak tek taraflı yorgunluk ve kırgınlıklar olacağından bir süre sonra farklı yerlerde bir şeyleri aramaya çalışırız ki bunun da yıkım olması kaçınılmazdır.
Sevgili Azime haklılık payın yok değil ama ben evliliği yolculuğa veya iki ortaklı şirketlere benzetiyorum.Neden ortak olunur güç birliği olsun diye.Neden yolculuğa çıkılır? Kaza olsun sakat kalalım ya da ölelim diye yolculuğa çıkılmaz.
Sevdiklerimize ya da her neden yolculuğa çıkıyorsak hedefimize ulaşalım diye çıkarız.Her olumsuzlukta arabadan inersek ya da kaçarsak hedefimize ulaşmak mümkün değil.Birbirimizi omuzlayamıyorsak tek taraflı yorgunluk ve kırgınlıklar olacağından bir süre sonra farklı yerlerde bir şeyleri aramaya çalışırız ki bunun da yıkım olması kaçınılmazdır.
sanırım haklısın Sevgili Azime..
Evet malesef, hayat herzaman gülümsemiyor insana.
Karsilik olmadan ve karsilik görmeden olmuyor iste güzel dost olmuyor ne yazikki. Güzel bir anlatimdi hayata dair. Ne denebilinirki ? Yorumuna tebriler Azime Hanim.
Alnından öperim, yenilmeden hayatla yarışana.
Evlilik hayatın kendisidir gülüm.
Müthiş bir tespit doğrusu...
'' Herşeye rağmen evlenin
iyi eş' e düşerseniz mutlu olursunuz,
kötü bir eş' e düşerseniz filozof olursunuz;
daha ne olsun ' diyen Sokrates' e hak vermemek
olur mu hiç..
Tebrikler...
Bu şiir ile ilgili 37 tane yorum bulunmakta