Evlat Hasretii Şiiri - Güven Tekin

Güven Tekin
952

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Evlat Hasretii


​İki ayrı dünyadan, iki ayrı yoldan geldik,
Kaderin çizgisiyle bu durakta birleştik.
Meğer aynı yaradan, aynı dertten inlerdik,
Biz bu sessiz feryadı yüreklere yerleştik.

​Onun sekiz senelik dinmeyen hasreti var,
Benim üç yılım geçti, her günü ayrı duvar.
Gece yastığa düşen gözyaşları fısıldar,
İçimizdeki sızı dünyayı yakar, kavurur.

​Dermanımız kalmadı, bağrımız her gün kanar,
Uzaklardan bakarken can içimizde yanar.
Evlat deyince durur, zaman geriye döner,
Bu dünyada sönmeyen tek ateş bu dergahlar.

​Konuşurum arasıra o masum canlarımla,
Kokularını ararım dökülen yaşlarımla.
O mazlum yedi yıldır mahrum kalmış evlatla,
Sadece uzaktan bakmış o boynu büküklerle.

​Kafa kafaya verdik, ağlıyoruz sessizce,
Ateşten gömlek giydik, eriyoruz gizlice.
Dermanı arıyoruz kendimizde her gece,
Çözülmüyor bu düğüm, ne dille ne heceyle.

​İçimde kör bir ateş, ne söner ne kül olur,
Evlat özlemi denen bu yara mührüm olur.
Yusuf, Oğuz küçükken baba nedir bilmedi,
Yaban eller yüzünden yüzleri hiç gülmedi.

​Göstermedi zalimler babanın gölgesini,
Duymadılar yıllarca şu bağrımın sesini.
Kızım serpilmiş şimdi, uzamış boyu bosu,
İçimde ukde kaldı çocukluk kokusu.

​Yusuf’um dil açmış bak, konuşmaya başlamış,
Gurbet onun adını yüreğime taşımış.
Ben bir kez duyamadım "baba" diyen sesini,
Felek benden kıskandı evladın nefesini.

​Bağrım yanar da yanar, tütüyor duman duman,
Bu amansız dertlere olur mu hiç bir derman?
Gözümün önündeyken koparıp kopardılar,
Beni diri diri bu zindana attılar.

​Gördüm eşyaları almaya geldiklerinde,
Yusuf’umu seyrettim o keder selinde.
Giderken arabanın camından bakıyordu,
Küçücük elleriyle dünyamı yıkıyordu.

​"Baba! Baba!" diyerek haykırdı o masum can,
O an durdu damarda akıp giden bunca kan.
Bir evlat sancısı ki indi tam yüreğime,
Sığmadı o feryatlar hiçbir tek kelimeye.

​Şimdi ikimiz birden yanarız bu ateşte,
Aynı kader yazılmış bize bu son gidişte.
Özlem hasreti yaşar, eririz günden güne,
Bakıp bakıp ağlarız o yalan dünümüze.

​En derinde kalbimiz sızım sızım sızlıyor,
Gözlerimiz yollarda, hep vuslatı gözlüyor.
Kör olur yanar canım, can olur yanar içim,
Böyle ağır imtihan söylesen hani kimin?

​Bitmek bilmeyen ateş gözlerimizde tüter,
Bu dünyada çekilen her dertten daha beter.
Yaşadık ve de gördük bu dünyada acıyı,
Kimse dindiremezmiş kalpteki bu sancıyı.

​Bilmezdim yüreğimin böyle acıyacağını,
Bir evlat hasretinin ömrü vuracağını.
Şimdi hiçbir teselli kâr etmiyor ruhuma,
Hüzün çökmüş geceden farksız olan ömrüme.

​Kızıma mesaj yazdım, "Sizi özledim" dedim,
"Nasılsın canım kızım, nasıldır kardeşin?"
Bir resim, bir video atın da dolsun yerim,
Uzaklardan da olsa biraz özlem gidereyim.

​"İyiyim baba" dedi, "sen nasılsın oralarda?"
"Ben de şükür kızım" dedim şu dar zamanlarda.
Sonra ne mi oldu bak, bir daha hiç bakmadı,
Yazdığım son satırlar kalbine dokunmadı.

​Gözlerim yaşla doldu, dayanamadım o an,
Sanki bir hançer gibi saplandı bana zaman.
Peşine gök gürledi, boşaldı sağanaklar,
Benimle ağladı bak, sokaklar.

​Ateşten gömleği siz giydirmeseniz bile,
Biz zaten yanıyoruz evlat hasreti ile.
Yok bunun bir çaresi, yok dünyada dermanı,
Gözyaşıyla yazılmış bu ömrün fermanı.

​Her kahra göğüs gerdim, dayandım bence her şeye,
Sadece bu ayrılık sığmıyor hiçbir yere.
Belimizi büktü bak, evlatların özlemi,
Bizde ortak yaradır evlat hasreti özlemi...

Güven Tekin
Kayıt Tarihi : 20.07.2026 21:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!