Bu akşam içimde bir düğüm çözüldü arkadaş,
öyle usulca değil,
bir halatın koptuğu gibi,
yıllardır limanda bekleyen bir geminin
birden açık denize çıkması gibi.
Göğsümün ortasında
paslanmış bir demir vardı sanki,
ta çocukluğumdan kalma,
sorumluluk dedikleri,
ekmek parası dedikleri,
yarın dedikleri şeylerden dövülmüş.
Bu akşam eridi.
Şimdi pencerenin önündeyim.
Elimde kahvem.
Akşam,
çalışmaktan nasır tutmuş ellerini
şehrin omuzlarına bırakmış bir işçi gibi
sessizce dinleniyor.
Karşı apartmanın ışıkları yanıyor.
Bir kadın mutfakta sofrayı kuruyor.
Bir çocuk ders kitabının üstüne eğilmiş.
Uzakta bir tren geçiyor belki,
uzakta bir köpek havlıyor.
Dünya dönüyor.
Ama ilk defa
beni sürüklemiyor peşinden.
Ne geçmiş var bu masada,
eski kırgınlıklarıyla.
Ne gelecek var,
cebinde faturalar,
hesaplar,
endişeler taşıyan.
Sadece bu an var.
Kahvenin dumanı var.
Ve ağır ağır kararan gökyüzü.
Bıraktım yüklerimi arkadaş.
Bir ağacın sonbaharda yapraklarını bırakması gibi,
bir nehrin taşıdığı çamuru denize bırakması gibi,
bıraktım.
Omuzlarım hafifledi.
Sanki yıllardır sırtımda taşıdığım görünmez bir ülke
kendi toprağına geri döndü.
Şimdi içimde sessizlik var.
Ama ölü bir sessizlik değil.
Tohuma durmuş bir tarla gibi.
Yağmur bekleyen toprak gibi.
Derin,
bereketli,
yaşayan bir sessizlik.
Ve ben bu akşam,
bir fincan kahveyle,
bir pencerenin önünde,
koskoca hayatın karşısında
ilk defa hiçbir yere yetişmeden oturuyorum.
Hafifliğin adını biliyorum artık:
Huzur.
Ne büyük bir söz.
Ne sade bir söz.
İnsanın kendi yüreğinde
evine dönmesi gibi bir şey.
Kayıt Tarihi : 15.06.2026 20:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!