Ova boyunca uzanır bir eski yol,
Ne başı görünür ne de sonu.
Kaç mevsim geçti üstünden, kaç kış devrildi;
Taşları aşınmış, toprağı sabırla örtülmüş.
Pütürge’nin dağından, Polat’ın soğuk suyundan geçenler
Bir zamanlar bu yolda mola verirdi.
At izleri silinmiş, kağnı sesleri susmuş;
Ama toprağın bağrında hâlâ bir sızı var,
Derinden derine bükülen bir sızı…
Sürgü’ye doğru kıvrılırken patika,
Güneş kayısı bahçelerinin üstünden batar.
Bir ihtiyar oturur yolun kenarındaki taş çite,
Gelen geçen yok artık,
O sadece uzaklara, dağların arkasına bakar.
Çünkü o bilir; bu yoldan giden gurbetçiler
Bir gün dönse de, gençlikleri dönmez geriye.
Tozlanır paçaların, rüzgâr eser ovanın bağrından.
Bu yol sadece bir mesafe değil dostum;
Bir ömrün sessizce akıp gittiği,
Her adımda insanın kendi içiyle karşılaştığı
Kadim bir hikâyedir Doğanşehir’de.
Ağzı yoran, yapay zekâ kokan kelimeleri
Kayıt Tarihi : 14.09.2026 20:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!