Zihnimde fırtınalar dinmiyor ,
Düşüncelerim bağırıyor içimde,
Susturamıyorum,
Gece çöktükçe çoğalıyor sesleri.
Kendi kendime dargınım,
Ben sustum…
Ama dünyanın bütün gürültüsü çöktü omuzlarıma
Bir mezar sessizliğinden çıktım;
Dilimde zincir, gözlerimde paslı hançer.
Yandım…
Bir köy vardı.
Çocuklar oynardı sokaklarda.
Kadınlar su taşır, Yaşlılar dua ederdi.
Hayat sade, sessizdi , Ama güzeldi.
Sonra bir gece…
Alev aldım, kül oldum.
Duvarlara kustum gözyaşımı,
Sesim kesildi.
Tek sözünle paramparça.
Her parçam seni daha çok sevdi, kahrolası.
Kimi insanlar gülüşünde saklar acısını,
Kimi de acısından yapar en güzel gülüşü.
Siz ikiniz…
Tuggenc ile Sümeyye,
Aynı göğsün farklı sızıları gibi
Aynı şiirin ayrı kıtalarında ağlayan kelimelersiniz.
Kahrediyor beni sensiz geceler
Dilimi parçalar acı heceler
Hasretle doluyor benim kadehler
Sevilen seveni anlamaz gülüm
Geceleri gözüme uyku girmiyor
Sizin hiç anneniz öldü mü?
Benim bir kere öldü,
kıyamet gibi çöktü üstüme,
gökyüzü karardı, rüzgâr sustu…
Herkes bir şey söyledi,
ama ben hiçbir şey duymadım.
2008’in genç rüzgârıydı üstümüzde,
Namık Kemal’in taş avlusunda düşler yeşerirdi.
Sen gülerdin, ben susardım sessizce,
Bir sahil boyu yürürdük, gökyüzü bize eşlik ederdi.
Ay ışığı düşerdi dalgaların üstüne,
TUTSAK GÖZLERİN
Tutsak gözlerinle sustun bu gece.
Sanki bir adım atsan kopacak hersey.
Sözlerin ucunda fırtına vardi.
Ben o Sessizliğe sığamadim.
Bir tren kalktı bu sabah,
Elimde çantam, içimde sen…
Raylar titredi önce,
Sonra sustu kalbim gibi.
Pencereden geriye baktım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!