Bursa’nın sabahı hep serin başlar
sanki sokaklar gece boyunca ağlamış
ama kimse görmesin diye
yüzünü erken yıkamış gibi.
Ben de öyleyim
sabaha karşı içim ıslanır,
Gökyüzü bugün bir annenin çığlığı gibi yarıldı,
Müslüman coğrafyaların sokaklarından
Duman değil, çocukların son duası yükseldi.
Biri enkaz altında kırık bir oyuncak tutuyordu,
Biri kardeşinin cansız elini…
En küçüğü, gözyaşının arasından fısıldadı:
La ilahe illallah…
Muhammedün Resulullah…
Bir sözle başlar her şey.
Bir cümleyle doğrulur insan.
Bu sadece dilde söylenen değil,
Hayatı hizaya sokan yemindir.
insan büyüyünce en çok masumiyetini kaybedermiş, büyüyünce anladım çocukkken toz pembeydi herşey ,bilmezdik dünya nedir ,hayat nedir anne baba kavga eder bizi görünce gülmeye başlar unuturdu kavgayı bizi güldürmek için şirinlik yapar ,biz gülünce herkes gülerdi. biz çocuktuk ,kavga nedir niye kavga edilir bilmezdik biz çocuktuk karnımız acıkır anneye gider ,canımız çikolata çeker babaya giderdik çocuk olamanın en güzel yanı masum olmak heralde . zaman geçtikçe peltek dilimizle konuşmaya başlar kelimeleri tam söyleyemez ,herkesi bu saf temiz halimizle mutlu ederdik çocuktuk ; zamansız yaşayan zamanın olmadığı hayal dünyası ne dünün kederi ,ne yarının dertleri vardı üstümüzde tek dedimiz topun patlamasıydı belki ,yada tokalarımızın kaybolması yahut anne babamızın bize kızmasıydı belkide bahçelerde kurduğumuz saraylarımız vardı bizim çadırdan taştan,kumdan yaptığımız kalelerimiz köprülerimiz vardı bide evcilik oynarken etraftan topladığımız otlar taşlar yemeğimiz olurdu en büyük servetimiz ,hayal gücümüzdü bizim korkularımız bile sevimli birer tatlılık eseriydi biz çocuktuk,cebimizde misketler ,avuç içimizde sıcacık akşamlardı yazlar bi kibrit kutusu en büyük hazine sandığımız oluverirdi yere düşen her yaprağa merakla bakar anlam katmaya çalışırdık şaşkınca televizyonda çizgi flimin başlamasını beklemek anne , baba ,nene ,dede bize masal anlatır ve biz herşeyi gerçek sanardık uyuyana kadar korktuğumuz bir koridor,tuvalaete gitme korkusu annenin sarılışı ve kendini güvennde hissedişin korkmayışın büyümek denen o tuhaf kelime ,yavaş yavaş sızdı sanki dilime artık konuşurken peltek peltek konuşmuyor ,fikrimi söylemeye başlamıştım şimdi herşey büyük ve karmaşık gelmeye başlıyor güldüğüm o küçük mutluluklar bir bir eksiliyordu artık 'biz çocuktuk ' diyemiyorum , gün gün kapanıyordu o sihirli defter şimdilerde içimizde gizli büyük bir nehir akıp gidiyor ne zaman yorulsak hayatın yükünden, çökse bi ağırlık omuzlara bi fısıltı duyarız taaa derinden unutma sakın ,sende bir zamanlar ,o rüyayı yaşayan gülen bir çocuktun bize kalan, kalbimizin en güzel yerinde,kendimizi gülerken hatırlamak o unutulmaz ,o paha biçilmez çocukluğumuzun masumiyeti.
Bir köşeye çekilip hayatı uzaktan izledim ben,
Sanki dünya önümden geçip giden bir tren…
Penceresine yaslanmış bir yolcu gibi,
Hiç inmeden, hiç binmeden,
Sadece bakarak yaşadım çoğu günü.
Bazen insanın konuşacak birine ihtiyacı olur ya…
Durduramaz içini
Birikir taşar boğazına, düğümlenir cümleler.
Evli olan, döner eşine
“Sen beni anlarsın” der,
Bir sabah değil, bir cehennem sabahına uyandı filistin
Gökyüzü mavi değildi artık,
Her yer duman, her yer acı,
Her yer Anne diye yarım kalan çığlıklarla doluydu.
Sokaklarda koşan çocuklar yoktu artık
Bir zamanlar top koşturan o küçücük ayaklar
Gecenin koynunda bir sükût var ya Resûlallah,
Her yıldız, adınla titrer gibi duruyor gökte.
Kalbim daralıyor seni anınca,
Sanki Medine’den bir rüzgâr hâlâ yüzüme değiyor.
Bu özlem, bir kulun peygamberine duyabileceği
En derin sevdanın adıdır.
Gazetelerde sahte aşklar satılıyor,
Gülüşler kirli parmaklıklar arasında sergileniyor.
Televizyonda herkes birbirini aldatıyor,
İhaneti utanmadan savunanlar ekranın ışığında övülüyor.
Şarkılarda bedenler seriliyor,
Gülüşlerin kalbi kırık…
Sen bilmezsin belki ama
Ben, sen güldüğünde bile
İçindeki sızıyı duyarım.
Çünkü birine aşık olunca
Onun sustuklarını bile dinlemeyi öğreniyor insan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!