ERGUVANLI mor KADIN
Kendisini Erguvanlı mor bir mevsim olarak düşleyen kadını düşlerken, ona ne giydirsem ki tereddüdünde önce turuncu; evet turuncu dediysem de vazgeçtim.
Turuncu şımarık, mavi gitgide çeliğimsi bir hal alan üşüyen ama yine de parıltısını kaybetmeyendi. Soğuk soğuk parlamasına üşütmesine izin veremezdim. Yeşil dedim. Iıh o da değildi, kadın gençti ve de yas tutmadığına göre siyah da olmazdı; ama siyah asildi, siyahla beyaz arasında kaldım ki yine mütereddittim.
Çok sessiz sakin ağzı var dili yok bir hatundu. Gerçek olmayıp düş olduğu içindi şirinliği. Henüz daha canına okuyacağımın farkında değilken onu her kalıba her renge boyayacağımdan, ama asla mora sadakatsizlik yapmayacağımdan habersiz mutlu gibiydi
Çekingen adımlarla sesiz ve ürkek
Bir gün uzaklardan bir giz gibi geldin
O büyülü şarkılarını söyleyerek
Gençliğimi geri getirdi ellerin
Sundun paha biçilmez güzelliğini
Devamını Oku
Bir gün uzaklardan bir giz gibi geldin
O büyülü şarkılarını söyleyerek
Gençliğimi geri getirdi ellerin
Sundun paha biçilmez güzelliğini




Ben her rengin bir ruhu bir de tadı olduğunu var sayanlardanım.Yok... Galiba inananlardan... Meyveler ve çiçekler bunun en güzel kanıtı. Çok hoş bir denemeydi Nimet hanımcığım... Kutladım içtenlikle. Sevgim saygımla... Nicelerine....
Sormalı işte..
'Ne kadarı hayaldir, ne kadarı gerçek hayatın...'
Bir şiirimde ben de demiştim.. 'Sen Yokken Hayalin Vardı..'
Ve içeriğinde 'Hayallerimiz kadardır sevdalarımız..'
Denemeniz de öyle.. Ve yine çok hoştu.. Kutlarım Nimet Hanım..
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta