Çok sevindim kırılmadığına,
Ve de darılmadığına, o bana yeter
Senin darıldığına, yılan sarılsın
Senin yitirdiğini, kimse bulmasın
Senin bitirdiğini, Rabbim öldürsün
Yalvaralım Mevla'ya bu ateş sönsün
Yirmi bir yaşında girmişim siyasete
Otuz yıl kavga etmişim hükümeti kurmak için
Ne hükümet kuruldu ne muhalifler kazandı
Kırık iki kanadın uçuyor dört kanadı
Oğlumun yeşil çayını gördüm masada
Birde gözümden süzülen yaşları
Agresif halini keskin bakışlarını
Özlemişim dalgalı kıvırcık saçlarını...
Oğlumun annesini gördüm oda da
Önce yüreğim titriyor, saygıdan!
Gözleriyle okuyor, gözlerimdeki hüznü;
Sonra okşuyor gönlümü, zerk ettiği hürriyet...
Gülüyor öğretmenim, yürüyor Cumhuriyet!
Atatürk'ün nezdinde 24 Kasım günü,
Başöğretmen Cumhuriyet, sizler cumhurun gülü!
Kurda kuşa haber saldım duydun mu?
Kazdığın kabire girdim sevdiğim
Geçti ağrılarım dindi sızılar
Seni sayıklayıp öldüm sevdiğim
Sağıma dayadım kırık kalbimi
Yeşili hiç sevmezdim
Pembe de beni sevmezdi
Hep karalar bağlıydı başımda
Ceketim de karaydı...
Hiç unutamam sulağa
Gel gidelim buralardan canım sıkılıyor
Özlüyorum seni göresim geliyor
Nerelerde aklın, hayret şaşırıyorum
Arayıp bulamayınca ölesim geliyor
Silinsin üzerimden bütün kötülükler
Senin sevdiklerin ölüyormuş can
Ne olur azıcık sev de öleyim
Sen sevince güzel çıkıyormuş can
Başımı göğsüne yasla öleyim
Sen sevince güzel çıkıyormuş can
Feryadım figanım yoktur Rabbime
Dert verdi çok şükür şikayet etmem
Dermanı da yine o verecektir
Bir derman aramam sürünür ölmem
Yerinmem imrenmem dertsiz kullara
Gitsem gençliğime yeniden gelsen
Açık kapıların yine sen gelsen
Karanlık çökmeden evine dönsen
Sen dönmeden evvel ben ölsem ölsem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!