İnsan noktayı öğrendi,
Ve bütün noktalama işaretleri ona düşman...
Süregelen paradoksun içinde kaybolan yalvarışlar,
Elveda derken virgül koyduğu tüm satır sonları,
İnsanı vazgeçişlere hapsediyor,
Yalnızlık ardından gelen son...
Ellerimde bir dedektiflik serüveni gizlemişim
Serinkanlı ve siyasi bir suçlunun objektifinden
Aslında ince ince esiyordu rüzgar
Yoksa psikolojik tükenmişlik mi benimki?
Neyse, bilemedim
Sen güzel bir gülümseme ile hayat verirsin,
Nefesi ben alamam...
Masum bir nefes ya da yakarış
Kederlerin tezahürü,
Ben yine aynı budala yalnızlık ile trajediye son veriyorum
Vakit gece yarısı
Zamanı gelmiş keyf-i seyrin
Yağmurlu nisanlar var hüzünlü
Her daim mevsimleri sayar olduk
Keşke bu kadar zor olmasaydı
Yalnızlığın gözü yaşlı mısralarına yenilerini eklemek
Şahsiyetleri kalmamış hiç bir hecenin
Nefes almayı öğrendim yine
Güzel vücutlar öğretti bana
Hani cesur oldukları her halinden belli olanlar var ya
Güzellik abidesi gibi her biri
Nefes almak için ne kadar söz varsa,
Güzellikleriyle söylediler
Yine sıradan bir cuma,
Kan rengi mavi değil ki
Kızıla boyamış her yeri mevziler
Ve yine her zamanki cuma
Şehre gelir kızıl mavzerler
Ve kızıl sıradan renktir
Filistin kavgadır,
Ötesinde insanlık
Yalnızlık bir trajik son gibi kalır yanında
Vedası tam da nefessizlik tadında
Çocuklar nefessiz kalırlarsa
Ölürler...
Az kaldı çocuk,
Bitiyor yangının
Ayağa kalk
Matem vakti değil şimdi
Bitiyor...
Muzaffer eyle,
Uçaklar kaybolduğunda, güvercinler uçuşacak yavaş yavaş,
Arz-ı endam edecek ölürken gülümseyen bedenler,
Hesap günü gelince
Lanet okunacak yeniden...
Uçaklar kaybolduğunda,
Güvercinler uçuşacak yeniden
Her şey olduğu gibi olmalıydı
Bir hüzün ya da mutluluk kırıntısı olmadan
Başka zamanlar arzu ediliyordu çoğu zaman
Ya da bir başka gönül sevdası
Her şey olduğu gibi olmalıydı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!