Yiğitler karşı durur yedi düvele,
Karış karış gezeriz pazar çarşı.
Geçit vermez atam yobaz, haine,
Boyun eğmez asla çirkin sesine.
Yedi düvel diz çöküp titrer önünde,
Işıklar söner birden, perdeler yavaş açılır;
Kurgulanmış bir ömrün rolleri yere saçılır.
Herkes kendi payına düşen o maskeyi seçer,
Sahnede bir gölge gibi insan sessizce geçer.
Sözcükler düğümlenir, konuşamaz dilde hece;
Avcumda kuruyan / son somun katık,
Yabancı sokakta / dişlenir nefret.
Kimseye merhaba / demem ben artık,
Selam vermek demek / kutsal emanet.
Diller kilitlendi / kelimeler pas,
Cahil ile sohbet etme gel bu durma alış
Kibiri ile büyüyenin burnu iki karış
İş bulursan git durma hemen o işte çalış
Dost olur mu söyle kurt koyunla hiç kuzum.
Söyle hiç meddet umulur mu kahve falından
Patates soğan var artık yağsız
Soframızda bal kaymak muafız
Sarayın sofrasında bir dolu ağız
Diyemem ki ben sana be açız.
Bak dünyaya nimet nimet üstüne
Kara kara gözlerine.
Gönüldeki sözlerimle
Zülüf saçın tellerine
Şiir yazsam ellerimle.
Diyar diyar dolaşsam.
Arsız hırsız koluyor etrafı
Kaldırmış eliyle malafatı
Firavunla turluyor arafatı
Okuyor Lafonten masalları.
Kul kulla olmuş/sa köpek
Kaldırım kusuyor gecenin bütün pisliğini,
Ben bu şehrin altında gömdüm gençliğimi.
Işıklar sönük, neonlar göz alıcı bir yalan,
Cebimde biriken nefret, geriye benden kalan.
Turnikede sıkışan sadece jeton değil, ruhum!
Düştüm yaban ellere
Hazan vurdu güllere
Gözümdeki sellere
Yanaktaki güllere
Son bir kez öpeyim inan
Belki dudakların alışır.
Yüreğime düşen ilk cemreydin
Bakışınla çöle saldın Leyla
Susuz gönlümün ilacı sendin
Çölde vaha bulamadım Leyla
İsyankâr kalbim yolunu gözler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!