Havada ağır bir küf kokusu tarifsiz
Gece de karanlık köpekler uluyor sebepsiz
Sek sek oynuyor kaldırım taşları nedensiz
Salanıyoruz beşik gibi, kalplerimiz ritimsiz
Her yer yıkık dökük harap
Neredesin ya rab?
Felsefenin taşları
Lağamda başları
At elindeki taşları
Oynar bokuyla başları
Çırağın kıvrak bakışları
Söyletir ustasını nabız atışları
Aşkın ateşidir sinemi yakan,
Benliğim eridi, kalmadı yakan.
Damlaydım, karıştım ulu deryaya,
Katre hiç olur mu ummana akan?
Sıfata büründüm, zâtı gizlerim,
Surlarına tırmanırken o kahraman yiğitler
Derin sularını yararken kadırgalar kayıklar
Kız kulesine yanaşır tam vuruşarak yiğitler
Göz göze diş dişe ceng olur gündüz gece.
ENGİN TOPKAN (18.09.2020)
Gözün hasretle uzağa dalarsa
Kokunu özlerim düşerim dara
Özlemin bendini aşıp taşarsa
Bin fiğan etsem yetişmez yâre.
Kanat takıp gönül yâre uçursa
Evvel zaman içinde, henüz toprak isimsizken,
İki nehir doğdu göğün çıplak memesinden.
Biri hırçın bir katreydi, kayaları delip geçen: Fırat,
Biri süzülüp giden bir edaydı, ipeksi ve rahat: Dicle.
Dağların göğsünü iğneyle kazar gibi sızdılar,
Mezopotamya’nın alnına ilk kaderi yazdılar.
Gökten düşen üç elma da çürük çıktı bayım,
Ben hangi yalanın, hangi düzlüğün payıyım?
Metronun turnikesinde kalmış bir jeton gibi hayat,
İçerisi tıklım tıklım, dışarısı buz gibi bayat.
Tanrım, göğsüme batan bu teller senin mi?
Kızma farklı gören / kula dünyada,
Her varlığın özgün / bir frekansı var.
Sırrı arama sen / kuru hecede,
Ruh kendi nurunun / ufkunda yaşar.
Titreşimi neyse / bezm-i elestin,
GAFLET
Gaflet uykusuna dalmıştın birden uyandın
Gün evrildi yıllar geçti bir hayalin peşinden
Aynalara baktın geçmişine aniden kıllandın
Daldın deryalara büyüyen hüznün peşinden
Kah deryalara dalar, ben beni ararım.
Her dem gönüllerde ya Muhammet Ali.
Kah hak yolunda gece günduz yanarım.
Gönülerde mihmandır ya Muhammed Ali.
Allah Allah diye diye dökülünce yaşlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!