Emre Vehbi Alkan Şiirleri - Şair Emre Ve ...

Şiir Yarışması
30

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

ÖZGEÇMİŞİM
Mayıs ayında, sıcakta, perşembeyi cumaya bağlayan bir gecede önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının, yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görmemiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken gül yüzünü. Bir saniyenin ne kadar uzun olduğunu sadece b ...

Emre Vehbi Alkan

Şimdi sensiz suskunluğun en acımasız olduğu zamanlardayım. Biliyor musun ben hiç bu kadar uzun susmadım. Şimdi kibrit’in ucuyum. Hangi sevdalı yakar beni, hangi hain kırar bilmiyorum. Şimdi susuyorum. Yaralı bir martı ayaklarımın dibine düşüyor ve ben ona ağlıyorum. Sensizdim, kimsesizdim. Ben hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim kendimi. Sahile yabancı, denize dargın dolaştım bir uçtan bir uca. Deniz kabuklarıda bulamadım toplayacak. Deniz almıştı tüm getirdiklerini. Bir beni alamadı oysa. Her martı bir deniz, her nota bir şarkı ve her mezar bir ölü bulurda oysa, bir ben bulamadım seni. Karadeniz sahili döverek alıyordu hıncını. Keşke deniz olsam, sana ulaşsam, sarsam seni ama kızmadan, üzmeden seni.

Anladımki her sevda çeken gülmüyormuş. Gülerken, ağlamayı unuturmuş insan. Yağmurun her yüzüme vuruşunda sen aktın damla damla. Gül güneşe aşık doğarmış. Ayla oynaşsa da güneş. Ama gül yıldızlara kanmayıp güneşi asla unutmazmış. Unutulmadın bilesin. Zira ben unutmayı bilmemki hiç.

Sesini duymak özlemimi arttırıyor bilesin. Yemin ederim bu sensiz geçen her saniyeyi vuracağım. Sensiz geceleri çarmığa gereceğim. Seni özledim, seni çok özledim biliyor musun yürek sünnetçisi. Bazı akşamlar sırf buraya küfür etmek, içimdeki atamadığım kini haykırmak için gelirim. Oysa çok sırrım var bu sahilde, bir dile gelse sonum olur her şey. Bir de gecelerde çok sırlarım var. Martılara anlattıklarımı kimseler bilmez, sen bile bilmezsin. Sahil bitti, cebimdeki sigaramda öyle. Ama sen her daim bendesin.

Devamını Oku
Emre Vehbi Alkan

Gidiyorum bu şehirden
Gidiyorum ulan
Ve bu yıkılası şehri,
Bu denizi, denizin kabuklarını,
Bu kumsalı, kumsalın martılarını,
Sana bırakıyorum.

Devamını Oku
Emre Vehbi Alkan

Kozlu’ da doğmuşum
Saymayı öğrenmişim, sünnet olmuşum
Babamın dediği gibi yani,
Bende adam olmuşum.
Koynuma alıp yeni pabuçlarımı,
Rüyalara dalmışım.

Devamını Oku
Emre Vehbi Alkan

Gecenin bir karanlığında seni düşünüyorum.
Umutlarım tellere takıldı gördün mü
Yarınımı bit pazarında satışa sundum
Beş paraya sattılar haraç mezat

Bilemiyorum neresindeyim dünyanın

Devamını Oku
Emre Vehbi Alkan

Ben seni kocaman bir yürEkle sevdim. Gözlerim değil yüreğimdi seni gören, damarımdaki kana karışıp geldin, oturdun yüreğime. Başka bir yerde olamazdın zaten, sen benim en değerli yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin yani. Artık bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, nede uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.

Şimdi sonbahar kışa giriyor kozluda, yüreğimde kışlarda üşümekte. Ya ben; Dört mevsim baharı yaşadım seninle, çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı senin renklerinin karşısında. YEdi renk seni kıskandı. Yüreğim yeşildi. Sen taze bir yaprak gibi yeşildin, üzerine çiğ taneleri düşmüş kırmızı güldün, kırmızıydın bir ateş gibi ve maviydin. En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Mavisin işte, benim mavilimsin. Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyordu başıma. Bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyordum...

Yeşil pırıltılarla uçsuz bucakSız bir uçurum vardı senden önce, sen o uçurumlara köprü oldun. Sevginle acılardan kurtuldum. Ben hep derim ya “ Bir Allahdan korkarım bir de senden”…. Sevginin bitmesinden yani. Sevgini hiç bitirme olur mu mavi kız. Sevgimiz hiç bitmesin…..

Devamını Oku
Emre Vehbi Alkan

Sahildeyim, bilirsin her zamanki yerimde. Sen varsın güneşin denize vuran şavkında. Güneşin şavkında sen varsın. Senin gözlerin var, hani o sürekli yaşlı gözlerin, hani mutluluğa hasret gözlerin. Her yakamozda işte diyorum işte, bir sevda daha bitti. Sevdalar oysa bu kadar çabuk bitmez biliyordum, Kerem ile Aslı aşkı hala anlatılmaz mı? Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum. Gerçi öyle sevda hala yaşanıyor mu oda bir muamma tabiki.

Bir martı denize durmaksızın dalıp çıkıyor öteler de. Ağzında benim gibi sevdalıların yürekleri var. “Her yakamoz bir ayrılığın gözyaşıdır” derdi nenem. Belki de doğru derdi. Ama nenem ne kadar sevmişti dedemi bilmem. Kar tutmuş yolların açılmasıymış meğer dedeme kavuşabilmek. Meğer dedeme hasret yaşarmış nenem. İşte aynı hasrete denkti sana olan sevdam. Benim sana hasretliğimide yollar zorlaştırıyordu. Ha birde senin korkuların. O ucuzsuz bucaksız, sonu gelmez korkuların. Belki sende haklıydın. Sütten ağzın yanmıştı bir kere. Üfleyerek yemeliydin yoğurdu. Anlardım, anlıyordum. Ama her giden gemiden mendil sallanmıyorki artık. Her gemi sevda taşımıyorki. Her parmak birbirine benzemiyorki. Her toprakta gül bitmezki.

Martılara bakarken öyle dalgın, bir ara bende martı olsam diye düşündüm kendimce. Bir martı olsam… Belki de uzaklara giderdim, sana gelirdim mesela. Dağları, yollardı aşardım bir çırpıda. Sonra gözlerimden akan birkaç damla yaş ulaştı yanağıma. O ne ağlıyordum. Silmek istedim ama çok geçti artık. Birkaç martı ve deniz görmüştü bir kere beni. Ayın şavkına vuran gözlerin görmüştü. Biraz utangaç, biraz sinirli sigara aradım ceplerimde ama yoktu. Aynı senin gibi. Her ihtiyacım olduğunda olmadığın kadar yoktun. Aklıma geldi sonra son sigaramı denizi taşlarken içtiğim. Seni düşündüm sonra. Ben seni hiç bitirmemiştim ki, hiç yok olmamıştın ki. Ama belkide ben çok yok olmuştum senin hayatından, ama sen beni hiç unutmamıştın değil mi.

Devamını Oku
Emre Vehbi Alkan

Uzun bir yolda yürüyorum şimdilerde, neresindeyim dünyanın kestiremedim daha. Bir ayak seslerimi dinliyorum bir de küskün yüreğimin sesini. Yüreğimdeki sevgiyle ve içimdeki çocuğun bana verdiği güçle yürüyorum. Nereye kadar sürer yürüyüşüm bilmem.

Unutulmayan ve de benim unutmadığım bir şeyler var. Kulağımda hala beni uyuturken söylediğin o ninni var mesela. Ne diyordun; “Dandini dandini dasdana / Danalar girmiş bostana / Kov bostancı danayı / Yemesin lahanayı...” Biliyor musun! DANA’ lar bostana gireli hayli bir zaman oldu be canım anacığım. Danalar bostanı yedi de gözü bana diktiler. İzin versem beni bile yiyecekler be anam.

Şimdilerde her adımımı bir öncekinden sessiz ve yavaş atıyorum. Sesimi duymasınlar diye fısıltıyla konuşuyorum. Penceremden izlediğim sen varsın bir de babam var yolun sonunda. Nasip, zamanı geldiğinde belki ulaşırım yanınıza. Rüzgarlı havalarda dışarıya şapkamla çıkıyorum. Sırma saçlarım uçuşuyor esen rüzgarla birlikte dağınık bir halde. Ama aklımdaki düşünceler yerlerinde sayıyor, gitmek istemiyorlar umutlarımın aksine. Acaba gitmeli miyim? Yoksa burada kalıp danalarla savaşmalı mıyım? İnan bana onu da bilemiyorum anacığım.

Devamını Oku
Emre Vehbi Alkan

Sevdan göçmenlerin kanatlarında sürgün
Ben senin sevdana sürgün tükeniyor ömür
Ne günüm belli ne de gecem aydınlık sensiz
Nasıl yaşarsın bilmem yabanlarda bensiz…

Sensiz akşamlarda, zifirlere seni yazacağım

Devamını Oku